Olmak kalma

MİDE BALONU İLE ZAYIFLAMA

2020.11.23 19:14 DiyetisyenTugbaYprk MİDE BALONU İLE ZAYIFLAMA

Mide Balonu ile Zayıflama
Mide Balonu Türleri Nelerdir ?
Normalde besin ile dolarak kişinin aşırı kalori almasına sebep olan midenin yapay bir balon ile doldurulması ve alınan besinin kontrol altına alınması prensibine dayanan ameliyatsız zayıflama yöntemine mide balonu tekniği adı verilmektedir. Mide balonları kişinin isteklerine, vücut ölçülerine, sağlık durumuna göre değişen kıstaslara göre dört türden oluşur. Kişiye en uygun olan mide balonu türü takılarak kısa sürede kilo vermesi sağlanır. Zayıflama amacıyla kullanılan mide balonu türleri şunlardır:
• İçerisi hava dolu olan mide balonu,
• İçerisi sıvı dolu olan mide balonu,
• Silikon malzemeden yapılmış ayarlanabilir mide balonu,
• İntragastrik mide balonu.

Hava ile Şişirilen Mide Balonu
Normalde birden fazla hava ile şişirilen mide balonu türü bulunmaktadır ancak kullanımı sırasında ortaya çıkan sorunlardan dolayı günümüzde tek tip hava ile şişirilen balon kullanılmaktadır. Dışı silikon malzemeden üretilen ve hava kaçırmaması için iki kat koruyucu malzeme ile sarılan bu balonların iki büyük avantajı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi şişirildiklerinde oldukça hafif olmalarıdır. Hava ile şişirilmeyen balonlardan çok daha hafif olmalarından dolayı hissedilme katsayıları da oldukça düşüktür. Hava ile şişirilen balonların ikincisi avantajı ise ağrı ya da bulantı hissi oluşturmuyor olmalarıdır. Nadiren karşılaşılan bulantı hissi de yaklaşık üç – dört günlük sürede tamamen ortadan kalkmaktadır. Balon endoskopik yöntem ile uygulanmakta; sönük halde mideye yerleştirildikten sonra 600cc hava ile doldurulmaktadır. Mideye yerleştirildikten altı ay sonra mideden genel anestezi etkisi altında alınır.
Sıvı ile Şişirilen Mide Balonu
Bir diğer mide balonu türü olan sıvı ile şişen mide balonu ise günümüzde en çok kullanılan mide balonu türüdür. Hacmi diğer mide balonlarına göre daha büyüktür. Yine endoskopik yöntemle sönük olarak mideye yerleştirilir. Yerleştirilmesinin ardından tuzlu sıvı çözeltisi balonun içerisine doldurularak mühürlenir. Mühürlemeden sonra içerisindeki renkli tuz çözeltisinin hareketlerine bakılarak sızdırma olup olmadığı kontrol edilir. Bu avantajından dolayı birçok mide balonu operasyonunda güvenle kullanılmaktadır. İçerisindeki sıvının zararsızlığı da bir diğer avantajıdır. Diğer mide balonu türlerine göre yaklaşık yüzde elli daha fazla alan kaplamaktadır. Bu avantajından dolayı da alınan besin miktarını büyük oranda azaltmaktadır. Büyük olmasından dolayı hissedilme katsayısı yüksek, oluşturduğu yan etkiler ise fazladır. İlk üç – dört gün yoğun bir kusma hissi oluşturmaktadır.

Silikon Mide Balonu
Mide balonu uygulamalarının en son örneği ise silikon ayarlamalı mide balonlarıdır. Hacim olarak oldukça küçük olmalarına rağmen midenin doyma üzerinde etkili olan bir bölümüne yerleştirilirler. Bu sayede diğer mide balonlarından daha fazla doygunluk hissi sağlayabilirler. Üretildiği malzemenin vücuda herhangi bir zararı olmadığından dolayı güvenle kullanılabilir. Balonun bağırsaklara doğru hareketlenmemesi için özel bir kanca sistemi kullanılır. Küçük hacimli olmasından dolayı herhangi bir yan etki göstermez. İçerisinde hava ya da su olmadığından dolayı da sızdırma riski yoktur. Bu riskin olmamasından dolayı da çok uzun süreler kullanılabilir. Günümüzde bir vaka üzerinde iki yıl kadar kalmışlığı vardır ancak bu tavsiye edilmez. Faydalı kullanım ömrü bir yıl olarak bilinmektedir. Genel anestezi altında yerleştirilir ve alınır.
İntragastrik Mide Balonu
En gelişmiş mide balonu yöntemi ise intragastrik mide balonudur. Herhangi bir endoskopik operasyon gerektirmez. Mideye operasyon öncesinde bir çözelti enjekte edilir. Sonrasında ise kapsül şeklinde bir ilaç yutulur. İlaç ile çözelti tepkimeye girer. Tepkimenin sonucu olarak kapsül şişerek balona dönüşür. Balonun hacmi ayarlanabilse de genelde 300cc kadardır. Bazı durumlarda iki balon oluşturulması söz konusudur.
Kimler Mide Balonu Taktırabilir?
• Şeker hastalığı,
• kalp hastalığı,
• yüksek tansiyon,
• karaciğer yağlanması,
• uyku apnesi,
• hareket zorluğu,
• solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklardan en az biri bulunan ve vücut kitle indeksi 25 kg/m2 ve üzeri olan kişilere uygulanması doğru olan bir yöntemdir.

Sağlıksız ve yanlış beslenmek, hareketsiz kalmak, hormon bozukluklarına sahip olmak gibi durumlardan dolayı kişinin sürekli olarak kilo alması durumuyla karşılaşılabilir. Alınan bu kilolar diyetlerle ve spor egzersizleri ile kontrol altına da alınabilir. Bazı spesifik durumlarda ise, psikolojik bazı unsurların da desteği ile kişi aldığı kiloları verememeye başlar. Diyet ve spor egzersizleri işe yaramaz. Bu durumun sonucu olarak da obezite gelişir. Obezite oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Gelişmeye başlamasından itibaren vücudun birçok fonksiyonunu bozar. Diyabet gibi hastalıkların gelişme riskini büyük oranda artırır. İşte geleneksel kilo verme yöntemlerinin işe yaramadığı durumlarda, genelde obezite hastalığının varlığı halinde mide balonu uygulamasına geçilmekte ve mide balonu taktırılmaktadır.
Bir hastaya mide balonu takılıp takılmayacağı kişinin kendi inisiyatifinde değildir. Genelde doktor tavsiyesi ve gözlemiyle hareket edilir. Doktora başvurulması ve uzun bir takip sürecinden sonra cerrahi müdahaleye karar verilmesi halinde mide balonu taktırılması ihtimali ortaya çıkar. Kişinin vücut kitle indeksinin kırkın üzerinde olması halinde cerrahi müdahale oldukça tehlikeli bir hale gelir. Bu riski ortadan kaldırmak amacıyla vücut kitle indeksinin aşağı çekilmesi gerekmektedir. Bu amaçla da uygulanabilecek yöntemlerden biri olarak mide balonu karşımıza çıkmaktadır. Mide balonunun takılmasının ardından altı aylık süre boyunca verilen kiloların toplamı otuza yaklaşmaktadır. Bu otuz kilo da vücut kitle indeksinin kırkın altına çekilmesi için yeterlidir. Bazı durumlarda ise vücut kitle indeksi otuz beş olanlara mide balonu takılmaktadır. Bu kişilerin aşırı kilolarının yanında mutlaka bir hastalık bulunmaktadır. Bu hastalık genelde diyabettir.

Kimler Mide Balonu Taktıramaz?
• Kronik mide hastalığı olanlar,
• Gebeler ve kortizon kullananlar.
• Bunların dışında, doktor tavsiyesi var ise herkese mide balonu takılmaktadır.
Mide Balonunun Kilo Vermedeki Etkisi
Mideyi boş haliyle büzüşmüş bir torba gibi tanımlayabiliriz. Yemek yendikçe bu torba şişmeye başlar. Normalde çok gergin olmasa da gereğinden fazla yemek tüketildiğinde inanılmaz derecelerde esneyebilir. Yemek tüketiminin sürekli olarak fazla olması durumunda ise torbanın iç hacmi sürekli olarak büyür. Midenin iç hacminin doyma üzerindeki etkisi çok büyüktür. Mide dolduğunda, midenin üzerindeki hücreler ve hormonlar doyma sinyalini iletmektedir. Sinyalin iletilmesinden sonra kişi doyduğunu hissederek yemek yemeyi kesmektedir. Eğer midenin iç hacmi çok büyük ise doyma sinyali çok geç gönderilmekte; gönderilene kadar da kişi daha fazla kalori almaktadır.
Normalde midenin iç hacmine müdahaleler cerrahi yöntemler ile yapılmaktadır fakat bazı durumlarda cerrahi müdahale riskli olabilir. Bu riski ortadan kaldırmak için yapılacak şey mide iç hacminin suni olarak
doldurulmasıdır. Normalde yiyecekle dolan bölgeye içerisi hava veya su dolu bir balon indirilir. Torbanın kapladığı alan kadar besinlerden tasarruf edilir. Kişi normalde tüketeceğinin çok daha azı kadar besini tüketerek geniş midesini doldurur. Mide balonundan kalan alana dolan yemek sayesinde günlük alınması gereken kalorinin belki de beşte ikisi alınır. Bu sayede de kilo verme sürecine başlanır.
Mide Balonu ile Kaç Kilo Verilir ?
Mide balonu taktırmak kesin kilo verileceği gibi bir anlam ortaya çıkarsa da işin aslı tam olarak böyle değildir. Evet, mide balonu büyük kiloların kısa sürede verilmesini sağlayabilir ancak doğru şekilde beslenilirse. Yani mide balonu takılması yaşam tarzında değişiklik yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Mide balonu takıldıktan sonra, takılan mide balonunun türüne göre midenin hacmi 300cc ile 900cc arasında küçülür. Hangi tür mide balonunun takılacağı hastanın durumu ve doktorun tavsiyesine göre kesinleştirilmektedir. Mide balonunun hacmi arttıkça verilebilecek kiloların miktarı ve verme hızı artmaktadır. Hacim düştükçe de tam tersi bir durumla karşılaşılmakta ancak bu yavaş kilo verme durumu da sağlıklı olmaktadır.
Mide balonları takılmalarının ardından yaklaşık olarak altı ay midede kalırlar. Takıldıkları ilk günden itibaren kişinin aldığı kalori miktarını düşürmeye başlarlar. Kişi büyük bir arzuyla tüketmek istese dahi mide hacmi yeterli gelmediği için tüketemez, tüketmemelidir de. Eğer uzman bir diyetisyen tarafından mide balonu kullanıldığı duruma özel olacak şekilde uygun bir diyet yazılırsa altı ayın sonunda otuz kilo kadar vermek mümkündür. Genelde obezite hastalarına cerrahi müdahaleden önce uygulandıklarından dolayı verilen kilolar ameliyat ihtimalini ortadan
Ekstrem bazı durumlarda, mide balonunun vücutta kalma süresi artırılarak otuz kilonun üzerinde de kilo verilmesi sağlanabilir ancak bu gibi örneklerle nadiren karşılaşılmaktadır. Mide balonunun takılmasının ardından geçen altıncı ayda balon kesinlikle alınmakta; kişi vücut kitle indeksi açısından ideal konuma gelmişse ameliyata geçilmektedir.
Mide Balonu Nasıl Takılır?
Mide balonu midenin hacmini azaltmak için kullanılır. Mide içine yerleştirilen balon su ile şişirilerek belli bir yer kaplaması sağlanır. Bu sayede daha az yiyecek ile doygunluk sağlanırken tokluk süresi uzatılır. Çok besin alındığı zaman oluşan rahatsızlık nedeniyle de yemenin verdiği keyif duygusu ortadan kaldırılmış olur.
İşlem 12 saatlik açlık sonrasında uygulanır. 10-15 dakika sürer. Sedasyon eşliğinde uygulanır, cerrahi bir yöntem değildir. Hasta 3 saatlik gözetimden sonra normal yaşantısına devam edebilir. Mide balonu 6 ve 12 aylık olmak üzere iki çeşittir. Kişinin vermesi gereken kilo miktarına bağlı olarak takılacak olan balonun süresi değişkenlik göstermektedir. Bu süreçte beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi amaçlanmalıdır. Uygulama sonrasında kısıtlayıcı bir diyet programı önerilerek yaklaşık 15-30 kg kilo kaybı sağlanır.
Mide Balonu Sonrasında Beslenme
Mide Balonu Sonrası Sıvı Dönemi (ilk 4-5 gün)
Midenin balona uyum sağlaması için ilk birkaç gün sıvı diyeti uygulanması önemlidir. Mide balona alışana kadar vücuda enerji verebilecek ve vücudun susuz kalmasını engelleyecek sıvılar alınmalıdır.
İlk birkaç gün berrak ve şekersiz sıvılar tercih edilmelidir. Küçük yudumlar şeklinde beslenilmelidir. Tolerasyon durumu arttıkça sıvıların kıvamı koyulaştırılabilir fakat taneli sıvılar tercih edilmemelidir. Yine bu dönemde olası kas kayıplarının önüne geçmek için ise protein içecekleri kullanılabilir.
Sıvı Dönemi Serbest Besinleri
• Taze sıkılmış asitsiz meyve suları
• Protein içecekleri
• Et –tavuk-kemik suyu ile hazırlanmış berrak çorbalar
• Şekersiz meyve kompostoları
• Ayran
• Laktozsuz süt
Sıvı Dönemi Örnek Beslenme Programı
• Kahvaltı : 1 çay bardağı protein içeceği
• Ara Öğün: 1 çay bardağı taze sıkılmış elma suyu
• Ara Öğün: 1 çay bardağı laktozsuz süt
• Öğle Yemeği: 1 çay bardağı et suyu
• Ara Öğün: 1 çay bardağı protein içeceği
• Ara Öğün: 1 çay bardağı ayran
• Akşam Yemeği: 1 çay bardağı kemik suyu
• Ara Öğün: 1 çay bardağı protein içeceği
• Ara Öğün: 1 çay bardağı laktozsuz ayran
Mide Balonu Sonrası Püre Dönemi (yumuşak gıda 5-10 gün)
Bu dönemde midenizin tolere durumuna göre yavaş yavaş taneli çorbalara ve iyi ezilmiş gıdalara geçebilirsiniz. Yine bu dönemde besinleri iyi çiğnemek de oldukça önemlidir.
Püre Dönemi Serbest Besinleri
• Yumurta beyazı
• Süt
• Yoğurt
• Ayran
• Ezilmiş tavuk eti
• Ton balığı
• Püre kıvamına getirilmiş meyve
• Taze meyve suları
• Püre kıvamına getirilmiş sebzeler
• Yumuşak light peynirler
• Protein içecekleri

Püre Dönemi Beslenme Programı
• Kahvaltı: 1 adet yumurta beyazı +1 kibrit kutusu beyaz peynir
• Ara Öğün: ½ su bardağı ayran
• Öğle Yemeği : 1 kase tavuk suyunda tavuklu çorba (iyi ezilmiş)
• Ara Öğün: ½ su bardağı protein içeceği
• Akşam Yemeği:1 kase tavuklu yoğurtlu çorba (iyi ezilmiş)

• Ara Öğün: ½ su bardağı protein içeceği
• Mide Balonu Sonrası Katı Dönemi (10.gün ve sonrası)
Sıvıları ve püre besinleri rahat bir şekilde tolere edebildiyseniz artık katı döneme geçebilirsiniz. Bu dönemde sofranıza gelen her besini iyi çiğneyerek yavaş bir şekilde tüketebilirsiniz.
Yasak olan besinler: Asitli içecekler , tuzlu ve yağlı gıdalar , şekerli içecekler , narenciye meyveler
Katı Dönemi Beslenme Programı
• Kahvaltı: 1 adet haşlanmış yumurta +1 kibrit kutusu beyaz peynir
• Ara Öğün: 1 kase meyveli yoğurt
• Öğle Yemeği: 5 yemek kaşığı kıymalı sebze yemeği
• Ara Öğün: 1 bardak süt
• Akşam Yemeği: İyi çekilmiş kıymadan yapılan köfte
• Ara Öğün: 1 bardak laktozsuz ayran
• Katı döneme uyum sağlanılmadığı takdirde tekrar püre dönemine geçiş sağlayarak alışma süreci uzatılabilir.

Mide Balonu Taktıranların Dikkat Etmesi Gerekenler
• Eğer mide bulantısı ve kusmaya karşı aşırı hassas iseniz hacim açısından en düşük olan mide balonunu seçmeniz gerekir.
• Kilonuz çok fazla ve acil olarak ameliyat olmanız gerekiyorsa hacim olarak daha büyük mide balonunu seçmeniz gerekir.
• Mide balonunu taktırdıktan sonra yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmeniz gerekmektedir. Aşırı yağlı, asitli ya da kafeinli her türlü besinden uzak durmalısınız. Özellikle hava ile şişen mide balonlarında tüketilen besinler daha da önem kazanmaktadır.
• Operasyondan sonra bazı mide ilaçlarının kullanımı kesilmelidir. Bazı ilaçlar ile kullanılmaya başlanmalıdır. Bu ilaçları doktorunuz belirleyecektir.
• İlk bir hafta için ani hareketlerden kaçınılmalı, sonrasında ise yine ani hareketlere dikkat edilmelidir.
• Şikayetler beklenmedik şekilde gelişirse mutlaka doktora başvurulmalıdır. Özellikle bağırsaklardaki ağrılar ve aşırı gaz durumu doktora başvurulması gereken durumları oluşturur.
Bunlara dikkat edildiği müddetçe mide balonu operasyonlarından sonra komplikasyon oluşma ihtimali oldukça düşüktür. Ayrıca mide balonunun taktırılması arzu edilen her şeyin tüketilebileceği anlamını doğurmaz. Sağlıklı yaşam tarzına geçilmeli; karbonhidrat ve şeker alımına dikkat edilmelidir. Diyet var ise halihazırda bu diyete uygun beslenilmelidir.
Mide Balonu Taktırmak için Anestezi Gerekir Mi?
Ameliyat gerektirmeyen obezite tedavi yöntemlerinden bir tanesi mide balonu işlemidir.
Mide Balonu Doktor Seçimi
Mide balonunda doktor seçimi oldukça önemlidir. Mide balonu uzman tarafından 400-700 cc sıvı veya balon türüne bağlı olarak hava veya sıvı ile şişirilmektedir. Bu süreçte mide hacmine uygun boyutta balonun şişirilmesi istenilen sonucu almak için oldukça önemlidir. 6 aylık mide balonu bir kez şişirilirken 12 aylık mide balonu üç aylık periyotlar ile sizin artan porsiyonlarınız doğrultusunda şişirilecektir. Bu yüzden takibinizi yapan ve uzman bir diyetisyen desteği olan bir doktor ile bu süreçte çalışmak oldukça önemlidir. Bu sayede işlem sonrası düzenli diyet kontrollerinin yapılması ve sağlıklı beslenme tavsiyelerinin alınması başarılı sonuçlar almanızı kesinleştirecektir. Mide balonu işlemi için seçecek olduğunuz doktorunuzun mutlaka alanında uzman olmasına dikkat etmeniz gerekmektedir.
Mide Balonu Sonrası Şikayetler
Mide balonu işleminin ardından ilk birkaç gün midenin balona uygulanacaktır.
Mide balonu çıkarıldıktan sonra kişi eğer sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmadıysa ve eski beslenme düzenine geri döndüyse verdiği kiloların bir kısmını yeniden alacaktır. Bu yüzden mide balonunun takılı olduğu süreç iyi değerlendirilmelidir ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları yaşam tarzı haline dönüştürülmelidir. Bu yüzden sadece mide balonunun takılması ile kilo vereceğinizi düşünmeyin bu konuda mutlaka diyetisyen tarafından profesyonel destek almanızı öneririz.
Mide Balonunun Avantajları
• Mide balonu son dönemlerde en çok kullanılan yöntemlerden birisi haline gelmiştir. Mide balonu midede hacimsel olarak yer kapladığı için kişinin porsiyon kontrolünü çok daha rahat yapmasını sağlamaktadır. Bu durum kişinin gün içerisinde gereksiz kalori alımını engelleyerek ideal kiloya kavuşma sürecini hızlandırmaktadır.
• Günlük kalori alımını kısıtlayan bu işlem sayesinde kişiler kısa ve sağlıklı bir şekilde ideal kilosuna kavuşabilmektedir. Bu süreç ideal kilosuna ulaşan kişilerin fiziksel değişimine bağlı olarak kendilerine olan özgüveni arttırmakta ve psikolojik açıdan daha mutlu kişilerin oluşmasına destek sağlamaktadır.
Mide Balonu Fiyatları
Mide balonu fiyatları kullanılan balonun türüne ve balonun dayanıklılık süresine göre değişiklik göstermektedir. Mide balonları içerisinde içerisi hava ile şişirilen aynı zamanda da sıvı ile şişirilen 2 balon türü bulunmaktadır. Buna ek olarak kişinin kilosuna bağlı olarak mide balonlarının 6 aylık ve 12 aylık olmak üzere çeşitleri bulunmaktadır. Genellikle kullanılan ve tercih edilen balon türü ise sıvı ile şişirilen 6 aylık mide balonları olmaktadır. Mideye takılan balon faktörü dışında hekimin tecrübesi ve işlemin uygulandığı hastane koşullarına göre de mide balonu taktırmanın fiyatları değişiklik göstermektedir.
https://www.tugbayaprak.com/mide-balonu-ile-zayiflama/
https://www.youtube.com/channel/UCwKrvCOQii2Pza6bYva8Z9w
submitted by DiyetisyenTugbaYprk to u/DiyetisyenTugbaYprk [link] [comments]


2020.11.23 13:07 nudree Buzağıların Bakım ve Beslenmesi

Buzağıların Bakım ve Beslenmesi
Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır.
#buzagilarinbakimvebeslenmesi #canlihayvanpazari #buyukbaskurbanlik
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.11.18 13:03 nudree Buzağıların Bakım ve Beslenmesi

Buzağıların Bakım ve Beslenmesi
Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır.
#buzagilarinbakimvebeslenmesi #canlihayvanpazari
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.11.15 18:37 bebekyasami Hamile Kalmak İçin Ne Yapılmalı

Hamile kalmak için öncelikle acele etmemeniz gerekmektedir. Çünkü sağlıklı bir kadının, bir ay içerisinde hamile kalma şansı neredeyse yalnızca yüzde 15–20 arasında değişmektedir. Lütfen hamile kalmanın biraz zaman alacağını unutmayalım. Araştırmalara göre bebek sahibi olmak isteyen her 10 çiftten 8 ila 9’u mutlaka hamile kalmaktadır. Hamilelik şansınızı arttırmak için eşinizin spermlerini mümkün oldukça sık sık ve en doğru zamanlarda almanız gerekmektedir. İlişkiye girerken bu ilişkinin korunmasız gerçekleşmesi gerektiğine dikkat edin.

Hamile Kalmak İçin En Uygun Zaman Nedir?

Hamile kalmak için en uygun zamanlardan birisi, adet döngünüzde ne zaman ilişkiye gireceğinizi çok iyi bilmektir. Yumurtlama döneminizden sonra 1 ile 2 gün arasında ilişkiye girerseniz eğer doğurganlığınızı en üst düzeye çıkartabilirsiniz. Yumurtlama döneminiz ise son adetinizin ilk gününden (eğer adet döngünüz 28 gün sürüyorsa) yaklaşık 2 hafta sonrasıdır. Eğer adet döngünüz düzensiz bir şekilde devam ediyorsa, ne zaman yumurtlama döneminiz ve ne zaman doğurganlık döneminizin olacağını tahmin etmek daha zor olacaktır. Bu tahmini kolaylaştırmak için kullanabileceğiniz birkaç yöntem bulunmaktadır. Bunlar ovulasyon tahmin kiti, bazal vücut ısısı, servikal mukus değişiklikleri vb gibidir. Eğer bu yöntemleri uyguladıktan sonra yumurtlama döneminizi takip etmekte hala güçlük çekiyorsanız bu konuda doktorunuza başvurmanızı öneririz. Ayrıca doğurganlığınızı en üst düzeye çıkartmak için sigara ve alkol içmekten, fazla kafein ve soda tüketiminden, yorucu egzersizlerden uzak durmanız gerekmektedir. Sağlıklı kilonuza ulaşmak, en önemli etkenlerden biridir. Eğer düzenli kullandığınız herhangi bir ilaç var ise mutlaka doktorunuz ile konuşun.

Hamile Kalmak İçin Doktora Gitmeli miyim?

35 yaşın altındaysanız ve eşiniz ile sağlık durumlarını gayet iyi ise bir yıl içerisinde hamile kalmama olasılığınız çok düşük bir ihtimaldir. Eğer bir yıl içerisinde hamile kalmadıysanız, doğurganlığınızı kontrol ettirmek için mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. 35 yaşın üstünde iseniz bekleme süreniz maksimum 6 ay ile sınırlı olmalıdır. Kısırlık hem erkeklerde hem de kadınlarda baş göstermektedir ve tedavisi mümkündür.
https://www.bebekyasami.com/hamile-kalmak-icin-ne-yapilmali-26
#hamilelik #gebelik #hamilekalmakicin #gebekalmakicin
submitted by bebekyasami to u/bebekyasami [link] [comments]


2020.11.04 12:49 nudree Buzağıların Bakım ve Beslenmesi

Buzağıların Bakım ve Beslenmesi
Buzağıların Bakım ve Beslenmesi
https://preview.redd.it/7fi64o8lo7x51.jpg?width=731&format=pjpg&auto=webp&s=6f7d2c83f84a6b8c0c5609af9dea02b6b314aa96
Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır. #buzagilarinbakimvebeslenmesi #canlihayvanpazari
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.11.02 09:14 bilcoseo Balıkçı ağı

Balık tutmada kullanılan yöntemlerden bir tanesi de balıkçı ağı olmaktadır. Eskiden kullanılan geleneksel ve ilkel yöntemlerin yerine ülkemizde özellikle Cumhuriyet dönemi ile birlikte ağ imalatı hızlanmıştır. Bu amaçla ülkemizde kurulan pek çok fabrika balıkçı ağı üretimi yapmaktadır. Bu firmalardan ilki olan firmamız tarafından yapılan çalışmalar neticesinde kaliteli ağlar ortaya konmaktadır. Balık tutma başarısı üzerinden doğrudan etkili olan bu ağların seçimi de bir hayli önemlidir. Balık türleri birbirinden farklı olduğundan dolayı tercih edilecek olan ağın da balık türüne uygun olması gerekmektedir. Yine sandallar arasından yapılacak olan balıkçılık faaliyetlerinde kullanılan ağlar da farklılık göstermektedir. Kaliteli malzemelerden imal edilen ağlar sayesinde hem hobi hem de ticari amaçlı olarak balıkçılık faaliyetleri yapılmaktadır.
Balıkçı Ağı Fiyatları
Firmamız tarafından imal edilen balıkçı ağı fiyatları ağ çeşidine göre farklılık göstermektedir. Bu farklılığın sebebi aynı zamanda firmalardan da kaynaklanmaktadır. Firmamız kaliteli imalat yapmakla birlikte kaliteli ve mukavemetli ham maddeler tercih etmektedir. Ancak piyasada çok uygun fiyatlara da balıkçı ağı bulunur. Bu ağlar kaliteli olmamakla birlikte kısa süre içinde farklı iklim koşulları ve sürekli neme maruz kalma sebebi ile kopabilmektedir. Balık tutmak için kullanılan ağlara firmamız üzerinden uygun fiyatlar ile ulaşabilirsiniz. Göz aralıkları farklılık gösteren bu ağların fiyatlarını modellerine göre değerlendiriniz.
Balıkçı Ağı İmalatı
Çeşit mensucat olarak birbirinden kaliteli ve dayanıklı balıkçı ağı imalatı yapmaktayız. Firmamız bu anlamda geçmişten gelen tecrübesi ile birlikte sizlere kaliteli ağlar sunmaktadır. Balık avlama alışkanlıkları bölgelere göre farklılık göstermektedir. Ayrıca ülkemizin iç sular ve denizler bakımından zengin olması balıkçılık faaliyetlerine de müsait olduğu anlamına gelir. Tatlı ya da tuzlu sularda bölgelere göre balık türü farklılıkları bulunmaktadır. Bu sebeple tercih edilecek olan balıkçı ağı da farklılık göstermektedir. Sazan ile hamsinin tutulacağı ağ aynı olmadığı gibi, hangi suda hangi balığın hangi ağ ile tutulabileceği de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenmektedir. Bu sebeple ağ tercihinde dikkatli olmak gerekiyor. Mukavemetli ve uzun ömürlü ağlar için firmamız ile iletişime geçebilirsiniz.
submitted by bilcoseo to u/bilcoseo [link] [comments]


2020.10.24 15:36 egitimciadam Eryaman dershane

İstediğiniz bölümü ya da üniversiteyi ilk denemenizde kazanamamış olabilirsiniz. Bu çok normal ve birçok öğrencinin yaşadığı bir durumdur. Uzun yıllar süren eğitim hayatından sonra her sabah kalkıp, okula gitmediğiniz günler ilk başta size çok tuhaf gelecektir. Okula gitmeden ders çalışmak zordur. Evde de ders çalışılabilir ama disiplin için dershaneye gitmek şarttır. Eryaman mezun dershanesiarayanlar için en iyi seçenekleri sunar. Bu dönemde siz de bir sene önceki hataları yapmamak için iyi bir dershane seçmeyi hedeflersiniz. İyi bir dershane ile hayalini kurduğunuz üniversiteye kavuşabilirsiniz.
Mezuna Kalma Stresi
Mezuna kalmak her öğrencinin kaldırabileceği bir durum değildir. Bu öğrenciler başarısız değildir. Genelde mezuna kalanlar bir bölüm ya da üniversite hedefi olan öğrencilerdir. Ne istediklerini bilirler ve tekrar hazırlanmayı tercih ederler. Ülkemizde yüzlerce üniversite ve bölüm bulunmaktadır. Sadece üniversiteye gitmiş olmak için gidilecek çok bölüm ve üniversite bulunabilir. Ama önemli olan istediğine ulaşmaktır. Bunun için de tekrar bir disiplin içine girip en iyi şekilde çalışmak gerekir. Mezun öğrencilerin üzerindeki sorumluluk daha fazladır. Bir yıl kaybetmenin verdiği stres ile başa çıkmak zordur. Arkadaşları üniversiteye başlamışken, evde kalmış olmaları zor bir durumdur. Bunun bir eksiklik olmadığını öncelikle öğrenciye anlatmak gerekir. Hedeflere ulaşmak için bazen beklemek gerekir. Bu durum da aynı bekleme sürecidir. En iyi şekilde hazırlanmaları için Eryaman mezun dershanesi önerebilirsiniz. Öğrenciyi anlayan ve yol gösteren birilerin olması çok önemlidir. Bu durumda öğrenci tekrar motive olarak çalışmaya başlayacaktır. Mezun dönemini mutlu ve huzurlu geçirdiğinde hedefine ulaşmaması için bir neden yoktur. İyi bir çalışma disiplini ve nitelikli öğretmenlere sahip dershane ile başarıyı yakalayacaktır. Mezun döneminin en güzel yani sadece sınava odaklanmaktır. Okul dersleri ile uğraşmadan sadece sınav konularına odaklanabilirsiniz. İstediğiniz saate ders çalışarak kendi düzeninizi oluşturabilirsiniz. Bazı öğrenciler gece çalışmayı sever bazıları ise sabahları daha iyi ders çalıştıklarını söylerler. Kendi isteğinize göre bir çalışma takvimi hazırlamak, çalışma veriminizi arttıracaktır. Hedeflerinize odaklanın ve başaracağınıza inanın. Eryaman dershanesi bu yolda yanınızda olacaktır.
submitted by egitimciadam to u/egitimciadam [link] [comments]


2020.10.19 21:03 TengristKham Kaptan Victarion Greyjoy

İsim: Victarion
Unvan: Nagga'nın Çekici'nin Kaptanı
Yaş: 22
Meslek: Gemi Kaptanı
Hikaye:
FS 159'da Pyke'da gecede dünyaya gözlerini açtı. Fırtınanın nemini, deniz suyunun tuzlu kokusunu, dalgaların taşlara çarpmasını ve gemilerin fırtınada hayatta kalma çabasını duyarak dünyaya gelmesi onun kaderine işaretti. O da ataları gibi, babası gibi bir demir adam olacaktı, damarlarında denizin tuzlu suyu akıyordu. Bir Demir Adam olacaktı, Kaptan olacaktı, Amiral olacaktı, babasından sonra Orak Lordu olacaktı belki de. Kesinlikle denizcilik konusunda .
Erken Yaşam
Geniş omuzlu, uzun boylu, kaslı bir vücut yapısına sahipti Victarion. Uzun siyah saçlı, denizi içine çekmiş gibi bir tona sahip mavi gözleri vardı bu Greyjoy çocuğunun. Ona ilk eğitimlerini babası vermişti; Navigasyonculuk, Haritacılık, Kaptanlık, bir balta ile nasıl savaşması gerektiği ve Parmak Dansı. Bu dans eğitimi sırasında neredeyse elinden olacaktı Victarion, tabi eğer ani bir manevra yapıp diğer eliyle baltayı tutmasaydı. Deniz onun tutkusuydu, yaşam biçimiydi, hayata tutunuş sebebiydi. Deniz ve Victarion, bu ikisi birbirine tutkuyla aşık olan bir çift gibiydi. Deniz Victarion'u çağırır, Victarion giderdi. Victarion denize çıkmak istediğinde deniz onu bir sevgili gibi kucaklardı. Bu aşka mani olmak isteyen tek düşman, fırtınalardı. Habis fırtınalar bu aşkı ayırmak için şimşeklerini gönderir, denizi dalgalandırırdı. Aşıklar daha ne kadar fırtınanın getireceği hazin sondan kurtulacaktı, bunu ancak Fırtına Tanrısı denen şeytan ve Boğulmuş Tanrı bilebilirdi.

Haklının Başkaldırışı
Victarion 14 yaşındayken önemli bir olay olmuştu, bunak Querron'un kurnaz kaya karısı Adalar'da hükmetmeye başlamıştı. Babası Urron ise isyan etmiş ve hakkı olan tahtı için başkaldırı düzenlemişti. Victarion babası ile farklı gemilerde hücuma geçmişlerdi. Victarion'un daha kendini kanıtlayamaması sebebiyle babasının gemisine binememişti. O farklı bir gemide kürekçi-savaşçıydı. Savaş başladığında Victarion bir şeyi fark etmişti, yetersizdi. Öğrendikleri, gördükleri, yaşadıkları. Burada savaşması için, kaptan olması için yetersizdi. Savaşın sonuna kadar gemide olduğu birlik ile hücum etmişti, o gemiden tanıdığı insanları kaybetmişti. Gözünün önünde birileri ölmüştü. Bu 14 yaşındaki Victarion için ağır olabilir, eğer bir Greyjoy olmasaydı, eğer babasından eğitimler almasaydı. Ama ilk defa çelik ile ölen birini görmenin şaşkınlığını yaşamıştı. Kendini toparlamak için kendine bir iki tokat atmış, kendine geldiğindeyse onun boyuna uygun çift el baltası ile hücuma devam etmişti. Ekip arkadaşlarından savaş alanının ilk dersini öğrenmişti. Savaşta öldürdüğün kişinin malları senin olurdu, buna Çelik ile ödeme derlerdi. Savaşın sonunda Victarion'un durumu şöyleydi; sağ kolunda 4 çizik 2 kesik, sol kolunda 1 çizik 5 kesik, yüzünde sağ taraftaki kaşını ayırıp göz altına kadar inen bir çizik. Üstündeki eşyalardan daha iyi eşyaları meydandan almış ve daha iyi bir zırha bürünmüştü, belkide değiştirmediği tek şeyi baltasıydı. Onunla beraber savaşmış, onu korumuş, düşmanlarının canını almıştı. saraya girdiklerinde ise babası tahtında oturmaya başlamıştı bile. Savaştan sonra ise Victarion bir karar almıştı, sıfırdan başlayacaktı.

Sıfırdan Başlangıç
Victarion savaştan sonra aldığı karara uyarak sabah vakti üstündeki kıyafetleri sokak çocuklarına uygun şekilde düzenlemişti. Görünümünde ona göre ayarlamış(Tozlarla üstünü pisletmek, kömür ile üstünü çizip etmek) saçlarını iyice dağıtmıştı. Daha sonra odasından gizlice ayrılmış ve saraydan ayrılmıştı. Daha sonrasında limana inmiş ve orada bir gemi kaptanının yanına gelerek gemisinde çalışmak istediğini söylemişti. Kaptan onu süzdükten sonra kürekçi olmasında kanaat getirmiş ve Victarion'un 9 yıllık yolcuğu başlamıştı. Bu 9 yıl içinde Victarion Westeros'un tüm liman bölgelerini, Pentos'u, Lys'i Tyrosh'u, Braavos'u, Lorath'ı, Yaz Adalar'ını, Meeren'i, Yunkai'yi, Astapor'u, Qohor'u, Ibben'i, Qarth'ı ve Yi-Ti'yi gezmiş görmüştü. Bu yerlerde yeni diller öğrenmişti; Valyria dili, Yaz Dili, Ticaret Dili. Bunun haricinde gemide yükselmişti, hemde oldukça iyi bir şekilde. Öyle ki buradan öğrendiği şeyler hayatına etki edecekti. Yaptığı görevler ise şu şekilde; Haritacı, Gözcü, Davulcu, Çevirmen, Serdümen ve Yardımcı Kaptan. Kaptan'ın ölümü ile birlikte ise gemi kaptanı olmuştu, kaptan olmak için 8 yıl boyunca uğraşmıştı Victarion. Kaptan olduğunda ise ilk iş olarak kendisine bir gemi siparişi vermişti. Flaması Greyjoy Krakeni gibiydi, farklar ise Kraken'in gri olması ve gözlerinin ortasında kendi kırmızı şekilde olan kendi sembolü vardı. Siparişi tamamlanana kadar Ticaretine devam etmiş ve gemisi tamamlandığında ise kaptan olduğu gemiyi yardımcısına bırakmış ve mürettebata son bir görev vermişti. Gemisini Pyke'a götüreceklerdi. Gemisine ise Nagga'nın Çekici ismini verdi. O gün Victarion'un kalbi gurur doluydu.
Görünüm: Uzun boylu, kaslı ve geniş omuzlu. Uzun siyah saçlı, bıyıksız siyah sakallı. Deniz mavisi gözlü, sağ gözünde kaşından başlayıp göz altında biten bir çiziğe sahip.
Yelkencilik: III
Navigasyon: III
Güç: III
Lider: I
Discord Nick: TengristKham#5939
submitted by TengristKham to buz_ve_atesin_dunyasi [link] [comments]


2020.10.19 12:48 nudree BUZAĞILARIN BAKIM VE BESLENMESİ

Buzağıların Bakım ve Beslenmesi
Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır.
#buzagilarinbakımvebeslenmesi #canlihayvanpazari
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.10.15 11:27 nudree Buzağıların Bakım ve Beslenmesi

Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır.
#buzagilarinbakimvebeslenmesi #canlihayvanpazari
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.10.14 20:05 Weird-Preference5375 Çocuklarda Diş Sorunlarını Önlemek İçin Diyet Önerileri

Diyet, çocukların diş sağlığında önemli bir rol onerigo.com Özellikle şeker içeriği yüksek gıdaların düzenli tüketimi, diş çürümesi riskinin artmasıyla bağlantılıdır.
Karamel, şekerleme ve kuru meyve gibi “yapışkan şeker” içeren yiyecekler, ağızda daha uzun süre kalmaları ve dişlerin şekere maruz kalma süresini artırması nedeniyle diş sağlığı açısından en kötüler arasında kabul edilmektedir. Çocukların bu tür gıdalardan kaçınmaları veya en azından dişlerini yedikten sonra doğru şekilde fırçalamaları idealdir.
  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/

Çocuğun Yaşına Göre Diş Bakımı Rehberi

Çocukların dişlerini diş etlerinden çıkar çıkmaz temizlemeye başlaması önerilir. İki yaşına kadar, diş macunu olmadan yumuşak bir diş fırçası ve su kullanmak en iyisidir. Bu, çürük oluşumunu önlemek için çok önemlidir.
İki ila yedi yaş arasındaki çocuklar için, günde iki kez dişleri temizlemek için az miktarda diş macunu (yaklaşık olarak bezelye büyüklüğünde) kullanılabilir. Dişlerini fırçaladıktan sonra, diş macununu yutmadan tükürmeleri gerekir, ancak ağzı çalkalamaları tavsiye edilmez çünkü bu florürü yıkayabilir. Çocukların iyi bir fırçalama tekniği geliştirmelerine yardımcı olmak için genellikle ebeveynlerin veya bakıcıların diş fırçalamayı denetlemeleri yararlıdır.
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.04 19:43 meola147 Keşke meslek öğreten bi lisede okusaydım

İşsiz kalma şansım olmazdı. Bok vardı illa herkes doktor olmak zorunda mı mk? Kendi işimi kurardım ne güzel patron yok bişi yok. Zanaat ile uğraşırım oh mis. Mobbing yok maaş yeterli hatta doktordan iyi kazananlar bile oluyor. Offfff amkkkkkk of
submitted by meola147 to KGBTR [link] [comments]


2020.10.01 15:14 sargibezifabrikasi Pandemi hastanesinde bir gün...

Pandemi hastanesinde bir gün... Diyarbakır'da pandemi hastanesi olarak hizmet veren Dicle Üniversitesi Hastanesinde, sağlık çalışanları ile korona virüs tedavisi gören hastaların bir günü kaydedildi Ailelerinden uzakta hastaların iyileşmesi için gecelerini gündüzlerine katan sağlık...
Pandemi hastanesinde bir gün...
Diyarbakır'da pandemi hastanesi olarak hizmet veren Dicle Üniversitesi Hastanesinde, sağlık çalışanları ile korona virüs tedavisi gören hastaların bir günü kaydedildi
Hidrofil Sargı Bezi Fabrikası 0507 996 6199 Fiyatları Toptan
Sargı Bezi Fabrikası - https://sargibezifabrikasi.com/
Metronom Müzik - https://www.metronomusic.com/
Akustik Sahne İstanbul - https://akustiksahneistanbul.com/
Kemençe Kursu http://www.kemence.com.t
Ailelerinden uzakta hastaların iyileşmesi için gecelerini gündüzlerine katan sağlık çalışanları, evlatları ile cep telefonu üzerinden görüntülü görüşerek hasret gidermeye çalışıyor
Çoğu zaman korona virüs hastalarına ellerini tutarak moral desteği veren sağlık personellerinin özverili çalışmaları görenlerin takdirini topluyor
DİYARBAKIR - Pandemi hastanesi olarak hizmet veren Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesinde sağlık çalışanları ile tedavi olan korona virüs hastalarının bir günü kayıt altına alındı. Zor şartlar altında ölüme meydan okuyarak görevlerini yapan sağlık çalışanları, evlatları ile cep telefonu üzerinden görüntülü görüşerek hasret gideriyor. Çoğu zaman korona virüs hastalarına ellerini tutarak moral desteği veren sağlık personellerinin özverili çalışmaları görenlerin takdirini topluyor.
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgınıyla Türkiye, 11 Marttan beri mücadele etmeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından alınan tedbirlere uymayan vatandaşlardan bazıları, birkaç gün içinde kendilerini yoğun bakım odasında buluyor. Yoğun bakım ünitelerinde hayatta kalma mücadelesi içine giren vatandaşlar, sağlık çalışanlarının verdiği hizmetle yaşama tutunuyor. 7 gün 24 saat çalışarak pandemi sürecini en hızlı şekilde hafif hasarla atlatılması için ailelerinden uzakta çalışmalarına devam eden sağlıkçılar, aileleriyle cep telefonu üzerinden görüntülü olarak görüşebiliyor. Pandemi hastanesi olan Diyarbakır Dicle Üniversitesinde de sağlık çalışanları, korona virüs hastaları için gecelerini gündüzlerine katarak çalışmalarını sürdürüyor. Hastalar sağlık çalışanlarının bakımı haricinde moral ve motivasyona da ihtiyaç duyuyor.
Sağlık çalışanları ve hastaların bir günü kaydedildi
Pandemi hastanesinde bulunan korona virüs hastaları ile sağlık çalışanlarının geçirdiği bir günlük süre, kayıt altına alındı. Çekilen görüntülerde sağlık çalışanlarının mücadelesi ve hastaların durumları gösterildi. Görüntülerde koruyucu ekipmanlarını giyen sağlık personelleri, test olmaya gelen vatandaşlardan aparat aracılığıyla örnek aldığı görülüyor. Uzun süre ekipmanları ile kalan sağlık çalışanlarının maskelerini çıkardıklarında yüzlerinde izlerin kaldığı görülüyor. Yoğun bakımda tedavi olan vatandaşlara ellerini tutarak motivasyonlarını yüksek tutmaya çalışan sağlık personelleri özverili tavırları ile takdir topluyor.
Pandemi hastanesinde ağır vakalar ile birlikte yaşam mücadelesi verdiklerini belirten sağlık çalışanları, ailelerinden uzak kalmalarının kendileri için zor olduğunu söyledi. Kendi hayatlarını da ortaya koyarak çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden sağlıkçılar, bazı vatandaşların kendi hayatlarını hiçe saydığını çoğunun da yoğun bakım ünitesinde yaşam savaşı verdiğini ifade etti.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Öğretim Üyesi Dr. Çiğdem Mermutluoğlu, korona virüs hastalarının diğer hastalardan çok daha farklı olduğunu kaydederek psikolojik desteğe de ihtiyaç olduğunu söyledi. Dr. Mermutluoğlu, "11 Marttan bu yana ki süreçte korona virüs hastalarının diğer hastalardan çok daha farklı olduklarını gördüm. Bu hastalar destek tedavisinin yanı sıra aynı zamanda psikolojik olarak da desteğe ihtiyacı olan hastalar. Hastalarımızla her gün sadece laboratuvar sonuçlarını değerlendirmiyoruz, aynı zamanda bu sürecin nasıl gideceğini, süreceğini ve moral motivasyon anlamında da konuşmalarımız oluyor. Hastanın bu desteğe çok ihtiyacı var, farklı bir süreçteyiz, bu çorbada tuzumuz olduğu için çok mutluyum, inşallah bu dönemi en iyi, hasarsız bir şekilde atlatmayı planlıyoruz" dedi.
"Kendi ailelerinin vermediği desteği sağlık çalışanları veriyor"
Dicle Üniversitesi Pandemi Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Doç. Dr. Mahir Kuyumcu, korona virüs sürecinde hastaların kendi ailesinden destek alamadığını, bu süreçte sağlık çalışanlarının yanlarında olduklarını kaydederek boşalan yatakların hemen dolduğunu söyledi. Vatandaşların tedbirlere harfiyen uyması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kuyumcu, "10+10 olmak üzere toplam 20 yatağımız mevcut, son dönemlerde yataklarımız ful, boşalan yataklar hemen doluyor. Vaka sayılarımız çok artmış durumda, şuanda mevcut durumda sabah 8'de mesailerimiz başlamakta ama akşam 5'te mesaimiz bitmiyor, 7 gün 24 saat çalışmaktayız. Yoğun bakım demek özünde bir bakım demek, önemli bir kısmı yardım sağlık personellerimiz, hemşire ve hasta destekte çalışan arkadaşlarımızın büyük bir özverisiyle bu hizmet verilmekte. Bu süreçte herkesin kaçtığı, uzak durduğu, kendi aile yakınlarından bile korona virüs tanısı alan hastalarımız kendi desteğini alamadığı bir dönemde bir sağlık çalışanı olarak görevimiz olarak yerine getirmekteyiz" diye konuştu.
submitted by sargibezifabrikasi to u/sargibezifabrikasi [link] [comments]


2020.09.25 01:47 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 13

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 13
https://preview.redd.it/0kz6c67ul6p51.jpg?width=794&format=pjpg&auto=webp&s=7bc8d92d8aca416f0fcc48b7e09ab2bf8319b28d

Marksizm

7.2

Adalet her zaman insanlar arasında hüküm süren ruha bağlı olacaktır ve ruhun şu anda gerekli ve mümkün olduğunu, daimi bir şeyler elde etme konusunda bir biçim şeklinde billurlaşacağını ve geleceğe bir şey bırakmayacağını düşünen herhangi bir kişi sosyalizmin ruhunu hiç bilmiyordur. Ruh her zaman hareket etmekte ve yaratmaktadır ve yarattığı her zaman yetersiz olacaktır ve mükemmellik hiçbir zaman imge ya da fikir olması dışında bir vakıa olmayacaktır. Tek kalemde standart kurumlar yaratmayı istemek boş ve yanıltılmış bir çaba olacak, sömürü ve tefecilik için her olasılığı otomatik olarak dışarıda bırakacaktır. Zamanımız, otomatik işlev gören kurumların yaşayan ruhu ikame ettiği zaman ne ile sonuçlandığını göstermiştir. Her neslin kendi ruhuna uygun olanı cesaretle ve radikal bir biçimde sağlamasına izin verin. Daha sonraları devrimler için yine yeterli bir sebep olmalıdır ve bu devrimler, yeni ruh, kaçan ruhun rijit kalıntılarına karşı çıktığı zaman ihtiyaç haline dönüşür. Bu bakımdan özel mülkiyete karşı mücadele muhtemelen pek çok kişinin, ör. Sözde Komünistlerin, büyük ihtimalle inandığının aksine tamamen farklı sonuçlara yol açacaktır. Özel mülkiyet sahiplikle aynı şey değildir ve ben gelecekte en güzel şekilde çiçeklenen özel sahiplik, kooperatif sahipliği, topluluk sahipliği görüyorum. Sahiplik, kesinlikle sırf nesnelerin ya da en basit araçların doğrudan kullanımı olmayıp oldukça korkulan boş inanç kaynaklı her tür üretim aracıdır, ev ve toprak sahipliğidir. Bin yıllık ya da sonsuza kadar sürecek nihai hiçbir güvenlik tedbiri alınmayacak fakat büyük, kapsayıcı eşitleyiş ve iradenin yaratılması bu eşitlemeyi periyodik olarak tekrarlayacaktır.
“Sonra yedinci ayın onuncu gününde tüm toprağınızda eşitleme gününü ilan etmek için (trompet çalacaksınız?)…” Ve ellinci yılı kutsayacak ve toprağınızda oturan herkes için serbest bir yıl ilan edeceksiniz; çünkü o sizin jübile yılınızdır ve aranızdaki herkes kendi mülküne ve ailesine geri dönecektir.
“Bu herkesin kendisine ait olanı yeniden elde ettiği jübile yılıdır.”
Kulakları olan herkesin duymasına izin verin.
Trompetiniz toprağınızın her tarafından duyulsun!
Ruhun sesi, insanlar bir arada olduğu müddetçe tekrar ve tekrar çalacak olan trompettir. Adaletsizlik her zaman kendisini devam ettirmek isteyecektir ve her zaman, insanlar gerçekten var olduğu müddetçe, adaletsizliğe karşı isyan olacaktır.
Anayasa olarak isyan, kaide olarak dönüşüm ve devrim, niyet olarak ruh vasıtasıyla düzen ilk ve son kez tesis edilir; işte bu Musavari sosyal düzenin büyük ve kutsal kalbidir.
Buna yine ihtiyacımız var: ruh ile gerçekleştirilen yeni bir nizam ve dönüşüm eşyayı ve kurumları nihai bir biçim şeklinde tesis etmeyecek fakat kendisini bunların içinde sürekli iş başında ilan edecektir. Devrim toplumsal düzenimizin bir parçası olmalıdır, anayasamızın en temel kaidesine dönüşmelidir. Ruh kendisi için yeni biçimler, katı olmayan türde hareket biçimleri, özel mülkiyete dönüşmeyen, sömürü ya da kibir ile değil sadece güvence ile çalışma imkânı sağlayan sahipliği, kendinden değil ticaret ile ilişkisi bakımından değer taşıyan ve de kullanımı için koşulları içeren, günümüzde ölümsüz ve öldürücü iken süresi dolabilen ve tam da bu yüzden canlılık kazanan bir takas aracı yaratacaktır.
Ruh her zaman hareket etmekte ve yaratmaktadır ve yarattığı her zaman yetersiz olacaktır ve mükemmellik hiçbir zaman imge ya da fikir olması dışında bir vakıa olmayacaktır. Tek kalemde standart kurumlar yaratmayı istemek boş ve yanıltılmış bir çaba olacak, sömürü ve tefecilik için her olasılığı otomatik olarak dışarıda bırakacaktır.
Aramızda yaşama sahip olmak yerine ölümü pekiştirdik. Her şey bir nesneye ve objektif bir puta indirgendi. Güven ve mütekabiliyet yozlaşarak sermayeye dönüştü. Ortak çıkar devlet ile ikame edildi. Davranışımız, ilişkilerimiz esnek olmayan şartlara dönüştü ve orada burada korkunç kırılmalar ve kargaşalarla uzun zaman aşımlarından sonra bir devrim patlak vermiş, bu da dolayısıyla ölüm, yaşamadan ölen kurumlar ve katı, değiştirilemez gerçeklikler üretmiştir. Şimdi tesis edilebilecek tek ilkeyi, temel sosyalist kavrayışla örtüşen ilkeyi (bir eve, o evde çalışma ile üretilenden daha fazla olan hiç bir tüketici değeri girmemelidir çünkü insan dünyasında tek başına çalışmanın haricinde hiçbir değer yaratılmaz), ekonomimizde yerleştirerek tam iş yapalım. Kim vazgeçmek isterse ya da hiçbir şey sunmak istemezse o şekilde davranabilir, bu onun hakkıdır ve bu ekonomiyi de ilgilendirmez fakat hiç kimse koşullardan dolayı mülksüz kalmışsa hiç bir şey yapmaya zorlanmamalıdır. Yine de bu ilkenin tekrar uygulanması için araçları her yerde farklı olacaktır ve bu ilke sadece tekrar tekrar yeniden uygulandığı müddetçe yaşayacaktır.
Marksistler yeryüzünü sermayeye bir tür eklenti olarak görmüş ve bununla ne yapacağını hemen hiç bilememiştir. Gerçekte sermaye birbirinden oldukça farklı iki şeyden oluşur: birincisi, toprak ve toprağın ürünleri, parseller, binalar, makineler, aletler ki toprağın parçası olduğu için “sermaye” olarak adlandırılmaması gerekir; ikincisi insanlar arasındaki ilişki, birleştirici ruh. Para ya da takas aracı yardımıyla tüm muayyen malların uygun bir biçimde (bu durumda doğrudan diğeri için) ticaretinin yapılabildiği, doğrudan genel mallar için geleneksel bir sembolden başkaca bir şey değildir.
Bunun sermaye ile doğrudan hiç bir ilgisi yoktur. Sermaye bir takas aracı değildir ve bir sembol değil bir olasılıktır. Çalışan birinin ya da grubun özel sermayesi, muayyen bir zaman diliminde muayyen ürünler üretme olasılıklarıdır. Bunun için kullanılan maddi gerçeklikler, öncelikle, kendisinden daha fazla yeni ürünlerin işlenebileceği materyallerdir – toprak ve toprağın ürünleri -; ikincisi, çalışılan aletlerdir ( ayrıca toprağın ürünleridir); üçüncüsü, çalışma sırasında işçilerin tükettiği yaşam gereksinimleri, yine toprağın ürünleridir. Kişi sadece tek bir üründe çalıştığı müddetçe, o ürünü üretim sırasında ve üretim için ihtiyaç duyduğu ürün ile takas edemez; fakat çalışan tüm insanlar bu beklenti ve gerilim halindedir. Sermaye, şimdi, yalnızca umulan ürünün beklentisi ve peşin ödemesidir, itibar ve mütekabiliyet ile tümüyle aynıdır. Adil takas ekonomisinde iş talebi olan her şahıs ya da müşterileri olan her üretim grubu açlıkları ve elleri için maddi araçları, yeryüzünü ve yeryüzünün ürünlerini alır. Çünkü hepsinin mütekabil ihtiyaçları vardır ve her biri bir diğerine kendi beklenti ve gerilimden ortaya çıkan gerçeklikleri sağlar; böylelikle bir kez daha olasılık ve hazırlık gerçekliğe dönüşür vs. Dolayısıyla sermaye bir şey değildir; toprak ve ürünleri bir şeydir. Geleneksel görüş, şeyler dünyasının tümüyle müsaade edilemez ve etkili bir biçimde yanlış kopyası olduğu şeklindedir. Sanki tek ve sadece topraklardan oluşan dünya, bir şey olarak sermayenin dünyası olarak da vardı. Buna göre olasılık, ki sadece gerilim ilişkisidir, bir gerçekliğe dönüşür. Sadece bir tane objektif gerçeklik vardır, o da topraktır. Genellikle sermaye olarak adlandırılan geri kalan her şey ilişki, hareket, dolaşım, olasılık, gerilim, itibar ya da bizim adlandırdığımız gibi ekonomik işleviyle birleştirici ruhtur. Bu elbette sevgi ve nezaket gibi amatörce arzı endam etmeyecektir fakat Proudhon’un takas bankası olarak adlandırdığı amaca yönelik organları kullanacaktır.
İçinde bulunduğumuz zamana kapitalist çağ dediğimizde, bu ifade, birleştirici ruhun artık ekonomide hüküm sürmediği, fakat nesne-putun yani gerçekte bir şey olmayan bir şeyin hüküm sürdüğü, bazı şeylerin gerçekten bir şey olmadığı fakat hiç olduğu bir şey için yanlışlık yapıldığı anlamına gelir.
Bir şey olduğu düşünülen bu hiçbir şey, zengin adamın evine pek çok somut gerçeklik getirir, çünkü çok değerli [Geltung] olduğu düşünülen paradır [Geld]. Ve bu hiçbir şey söz konusu gerçeklikleri iktidar konumuna getirir. Hepsi de hiçbir şeyden değil topraktan ve yoksulun çalışmasından kaynaklanır. Çünkü ne zaman çalışma (iş) toprağa yaklaşmak istese ve nerede bir ürün bir emek aşamasından diğerine geçmek istese, tüketici sektörüne girebilmesinden önce, sahte sermaye kendisini tüm bu iş sürecine sokar ve küçük hizmetleri için sırf ödeme almakla kalmaz faiz de alır çünkü hareketsiz durmayı değil dolaşıma girmeyi çok ister.
Bir şey olduğu düşünülen ve birliğin kaybolan ruhunu ikame eden diğer bir hiçbir şey, yukarıda sık sık bahsedildiği üzere devlettir. İnsanlarla insanlar arasında, insanlarla toprak arasında, insanlar arasındaki hakiki bağ (karşılıklı çekim ve ilişki, özgür bir ruh) her nerede zayıflamışsa orada, bir engel, itiş, soğurma ve sıkıştırma olarak her yerde devreye girer. Hakiki karşılıklı çıkarın ve güvenin yerini alan sahte sermayenin vampir-benzeri yağma gücünü ifa edememesi, mülk sahipliğinin güç tarafından, devlet, devlet yasaları, yönetimi ve idaresi tarafından desteklenmiyor olsa bile haraç koyamaması gerçeği ile de ilgili olmalıdır. Fakat kişi hiç unutmamalıdır ki tüm bunlar – devlet, yasalar ve yöneticiler – insanlar için – yaşam ve eziyet imkânlarından yoksun oldukları ve birbirlerine şiddet uyguladıkları için – diğer bir deyişle insanlar arasındaki güç için sadece birer isimdirler.
O halde doğru sermaye tanımı verildikten sonra “sermaye” teriminin pek de doğru olmadığını bu bölümde gördük çünkü bu terim hakiki sermayeyi değil sahte sermayeyi belirtmektedir. Fakat biri insanlar için gerçek bağları çözmek, kabul edilmiş sözcükleri ilk kez kullanmak istediğinde bu hükümsüz de kılınamaz. Burada olan da budur.
Bu bakımdan işçiler hiç sermayeleri olmadıklarını anladığı zaman, düşündüklerinden çok daha farklı bir biçimde haklı olurlar. Sermayelerin sermayesinden, realite olan tek sermayeden – gerçi realite bir şey olmasa da – ruhtan yoksundurlar. Bu imkândan ve tüm yaşam önkoşulundan vazgeçirilmiş olan hepimiz gibi tüm yaşamların maddi koşulu da yani toprak da ayaklarının altından alınıp götürülmüştür.
Bu yüzden toprak ve ruh – sosyalizmin çözümüdür.
Ruh tarafından zapt edilen insanlar ilk önce toplum için ihtiyaç duydukları tek dışsal koşul olarak toprağı arayacaktır.
Sosyalizm bunun tersine çevrilmesidir. Sosyalizm yeni bir başlangıçtır. Sosyalizm doğaya geri dönüştür, ruhun yeniden bağışlanması, ilişkilerin yeniden kazanılmasıdır.
İnsanların ürünlerini dünya pazarında ve kendi ulusal ekonomilerinde takas ettiğinde toprağın da hareketli kılındığını çok iyi biliyoruz. Toprak uzun zamandır menkul kıymetler piyasasının nesnesine, kâğıda dönüştürülmüş durumdadır. İnsanların kendi dünya pazarlarında ve ulusal ekonomilerinde bir ürünü denk bir ürün ile takas edebilmeleri halinde, diğer bir deyişle daha büyük grupların kendi tüketimlerini ve olağanüstü kredilerini birleştirerek kendilerine olanak tanımaları halinde, bu kesinlikle sonuç verecektir, kendi kullanımları için kapitalist piyasaya başvurmaksızın yeni materyallerden giderek artan miktarlarda sanayi ürünü üretebileceğini de biliyoruz. Bundan sonra insanların zaman içerisinde sadece toprak ürünlerini değil artan bir şekilde toprağın kendisini satın alabilir hale geleceğini biliyoruz. Bu tür güçlü tüketici-üretici-birliklerin sadece kendi karşılıklı kredilerini değil nihayetinde kayda değer para sermayesini de kontrol edeceğini biliyoruz. Fakat insanlar sadece bununla tatmin olsaydı, nihai kararı yalnızca tehir ederlerdi. Toprak sahipleri toprakta büyüyen veya toprak altından elde edilen her şey üzerinde, tüm insanların yiyeceği ve sanayi hammaddeleri üzerinde bir tekele sahiptir. Devletin ve para-sermayenin daima genişleyen kısmının temelleri, toprağın özel sahipliği kaldırıldığında ve mütekabiliyet sosyalist sermaye biçimi olarak gösterildiğinde yıkılır. Fakat bu noktaya ulaşmadan önce tüketici-üretici-kooperatifleri tarafından kapitalist ticaret ve endüstri ne kadar yok edilirse, devlet ve para-kapitalizmi de toprak ileri gelenlerinin tarafında o kadar güçlü yer alacaktır. Arazi sahipliği sektörü kooperatiflere kendi üretimleri için otomatik olarak tedarik sağlamayacak, bilakis ürünlerinin fiyatını neredeyse satın alınamayacak yüksek fiyat seviyelerinde artıracaktır. Zira tıpkı sermayenin de aynı şekilde sadece hayali bir hakiki cesamete sahip olması gibi toprak sadece görünüşte akışkan ya da kâğıttır. Karar anında toprak gerçekte ne ise ona dönüşür: sahiplenilen ve alıkoyulan fiziki doğanın bir parçası.
Sosyalistler toprak sahipliğine karşı mücadeleden kaçınamaz. Sosyalizm için mücadele toprak için mücadeledir; toplumsal mesele tarımsal bir meseledir.
Şimdi Marksistlerin proleterya teorisinin nasıl muazzam bir yanlış olduğu da görülebilir. Devrim bugün olsaydı, ne yapılacağına ilişkin halkın hiçbir tabakasının bizim sanayi proleterlerininkinden daha az fikri olmazdı. Serbest kalma için duydukları özlem açısından – zira serbest kalmanın ve soluklanmanın hasretini çekmektedirler fakat hangi yeni ilişkileri ve koşulları tesis etmek istediklerine dair çok az fikirleri vardır – elbette Herwegh’in eski sloganı çok çekicidir “İşin adamı, uyan! Gücünü bil! Senin güçlü kolun durursa, tüm çarklar durur”. Bu deyiş cazibelidir, olgusal gerçeklere genel bir ifade veren her şey gibi ve bu bakımdan mantıklıdır. Genel grevin berbat bir kaos üreteceği, işçiler eğer kısa bir süre bile olsa dayanabilirlerse kapitalistlerin teslim olmak zorunda kalacağı oldukça doğrudur.
Fakat bu çok büyük bir “eğer”dir ve bugün işçiler, devrimci bir genel grev durumunda kendilerine yiyecek sağlamakla ilgili muazzam zorluklara ilişkin yeterli netlikte bir resme neredeyse hiç sahip değillerdir. Yine de ani, kapsayıcı, şiddet hamleli bir genel grev devrimci sendikalara belirleyici bir gücü şüphesiz verir. Devrimden sonraki gün, sendikalar fabrikaları ve atölyeleri işgal edecek ve dünya kâr-piyasası için özdeş ürünler üretmeye devam etmek zorunda kalacak, tasarrufları ve kârları kendi aralarında bölüşecektir – ve elde ettikleri tek sonucun durumlarının daha da kötüleşmesi, üretimin durması ve tam bir imkânsızlık olduğunu görünce şaşıracaklardır.
Kâr-kapitalizminin takas ekonomisini, doğrudan sosyalist takas ekonomisine dönüştürmek tümüyle imkânsız hale gelmiştir. Bu aktarımın birden yapılamayacağı apaçıktır; eğer tedricen uygulama için bir girişimde bulunulursa, sonuç, devrimin en berbat şekilde parçalanması, hızla müteakip taraflar arasında en vahşi mücadelelerin yaşanması, ekonomik kaos ve politik despotizm olacaktır.
Ürünlerin imalatında ve dağıtımında adalet ve akıldan çok fazla uzaklaştırıldık. Her tüketici bugün tüm dünya ekonomisine bağımlıdır çünkü kâr ekonomisi tüketici ile ihtiyaçları arasına konmuştur. Yediğim yumurtalar Galiçya’dan, tereyağı Danimarka’dan, et Arjantin’den, ekmeğim için tahıl da Amerika’dan, takım elbisem için yün Avustralya’dan, gömleğimin pamuğu, botlarım için deri ve gerekli tabaklama malzemeleri, masa, sandalye, sıra, vs için tahta, hepsi Amerika’dan gelmektedir.
Zamane insanlar ilişkilerini kaybetmişler ve sorumsuzlaşmışlardır. İlişki, insanları bir araya getiren ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için birlikte çalışmasını sağlayan bir çekimdir. Bu ilişki, ki onsuz yaşayan insanlar olamayız, dışsallaştırılmış ve şeyleştirilmiştir. Tüccar ürünlerini kimin satın aldığını umursamaz; proleterya ne yaptığını veya nerede çalıştığını umursamaz; teşebbüsün doğal ihtiyaçları karşılama amacı yoktur; teşebbüsün tüm ihtiyaçları karşılayabilecek, düşünmeden, mümkün mertebe çalışmadan, diğer bir deyişle mümkün mertebe tabi kılınan öteki insanların çalışmasıyla, parayla, şeyleri mümkün olan en büyük miktarlarda elde etme şeklinde yüzeysel bir amacı vardır. Para ilişkileri yutmuştur ve dolayısıyla bir şeyden daha fazlasıdır. Amaçlı bir şeyin işareti, ki doğa dışında suni olarak işlenmiştir, artık büyüyememesi, çevresinden malzeme veya enerji çıkaramayıp sakin bir şekilde tüketilmeyi beklemesi, kullanılmadığı takdirde er ya da geç bozulmasıdır. Büyüyen şey kendi hareketine ve kendi nesline sahip olup bir organizmadır. Ve bu bakımdan para suni bir organizmadır; büyür, döl üretir, her nerede olursa olsun çoğalır ve ölümsüzdür.
Fritz Mauthner (Dictionary of Philosophy) “Tanrı” kelimesinin aslen “put” kelimesi ile özdeş olduğunu ve her ikisinin de “dökme (metal)” anlamına geldiğini göstermiştir. Tanrı insanlar tarafından yapılarak hayat bulan, insanların yaşamını kendisine çeken ve sonunda tüm insanlıktan daha güçlü bir hale dönüşen bir üründür.
İnsanoğlunun bugüne kadar fiziken yarattığı tek “dökme metal”, tek put, tek Tanrı paradır. Para sunidir ve canlıdır, para parayı doğurur ve para ve para ve para yeryüzündeki tüm güce sahiptir.
Kim sosyalizm için bir şeyler yapmak isterse, sezilen ve fakat bilinmeyen neşe ve mutluluğun önsezisinden işe koyulmalıdır. Hala öğreneceğimiz çok şey var: çalışma neşesi, ortak çıkar neşesi ve karşılıklı sabır neşesi. Her şeyi unuttuk yine de hepimiz içimizde onu hala hissediyoruz.
Ancak bunu göremeyen, bugün de paranın, bu Tanrının insandan çıkmış ve yaşayan bir şeye dönüşmüş, bir şey-olmayanın, ruhtan başka bir şey olmadığını, paranın deliliğe dönüşen yaşamın anlamı olduğunu hala göremez. Para servet ihdas etmez, para servettir; kendi başına (per se) servettir, para hariç hiç kimse zengin değildir. Para gücünü ve yaşamını başka bir yerden alır; para bunları yalnızca bizden edinir; parayı zengin ve bereketli bir biçimde üretken kıldıkça kendimizi, hepimizi yoksullaştırırız ve baltalarız. İnsan kadınlardan yüz binlercesinin artık anne olamadığı neredeyse abartısız bir doğruya dönüşmüştür. Çünkü korkunç para tıpkı bir vampirin erkek ve kadından hayvan sıcaklığını ve erkek ve kadının damarlarından kanını emdiği gibi döl ve sert metal verir. Biz hepimiz dilencileriz ve yoksul garibanlarız ve budalayız çünkü para Tanrıdır ve çünkü para yamyama dönüşmüştür.
Sosyalizm bunun tersine çevrilmesidir. Sosyalizm yeni bir başlangıçtır. Sosyalizm doğaya geri dönüştür, ruhun yeniden bağışlanması, ilişkilerin yeniden kazanılmasıdır.
Bizim neden çalıştığımızı öğrenmekten ve bunu uygulamaktan başka sosyalizme giden başka bir yol yoktur. Günümüz insanlarının ruhlarını sattığı Tanrı ya da şeytan için değil, ihtiyaçlarımız için çalışıyoruz. Çalışma ve tüketim arasındaki bağlantının yeniden yapılanması: işte bu sosyalizmdir. Tanrı şimdilerde çok güçlü ve her şeye kadir hale gelmiştir ki bundan böyle yalnızca teknik bir değişim, takas sisteminde reform ile kaldırılamaz.
Bu yüzden sosyalistler üyelerinin ihtiyaç duyduğunu üreten yeni topluluklar oluşturmalıdır.
Ne insanoğlunu bekleyebiliriz ne de bireyler olarak içimizdeki insanlığı bulup yeniden yaratmadığımız sürece, ortak bir ekonomi ve adil bir takas sistemi için, insanoğlunun birleşmesini bekleyebiliriz.
Her şey bireyle başlar ve her şey bireye bağlıdır. Günümüzde bizi çevreleyen ve zincirleyen şeylerle kıyaslandığında sosyalizm, insanların bugüne kadar üstlenmiş olduğu en devasa görevdir. Bu görev cebir ve zekâ da dâhil dışsal çarelerle gerçekleştirilemez.
Başlangıç noktası olarak biraz yaşamı, yaşayan ruhun dışsal biçimlerini içeren pek çok şeyi hala kullanabiliriz. Eski ortak mülkiyetin kalıntılarına, çiftçilerin ve tarla işçilerinin yüzyıllar önce özel mülkiyete geçmiş olan, asli ortak mülkiyet anılarına sahip topluluklarından ve de tarla ve zanaat işleri için ortak ekonomiyi hatırlatan geleneklerden faydalanılabilir. Çiftçinin kanı pek çok kent proletaryasının damarlarında hala dolaşmaktadır; Kent proletaryası bunu tekrar dinlemeyi öğrenmelidir. Amaç, hala çok uzak olan amaç, bugün genel grev olarak diğer bir deyişle, başkaları, zenginler, putlar ve canavarlık için çalışmayı reddetmek şeklinde adlandırılmaktadır. Genel grev – fakat elbette ki bugün ilan edildiği şekilde ve anlık başarısının çok belirsiz ve nihai başarısızlığının mutlak kesin olduğu başkaldırı ile birlikte kollar çapraz tutulu pasif genel grevden farklı olan genel grev – kapitalistlere şöyle seslenir: “En uzun kimin dayanabileceğini görelim!” Genel bir grev, evet! Fakat aktif olan bir grev, zaman zaman devrimci genel grevle ilişkili, sade dilde “yağmalama” denilenden çok farklı bir eylem. Aktif genel grev yalnızca çalışan insanların faaliyetlerinin, emeklerinin bir gıdımını bile başkalarına vermeyi reddedebildiği, sadece kendi ihtiyaçları, kendi gerçek ihtiyaçları için çalıştığı zaman muzaffer olacaktır. Bu hala çok uzaktır – fakat sosyalizmden hala çok uzak olduğumuzun, uzun, çok uzun bir yola başladığımızın farkında olmayan kim? İşte bu yüzden Marksizmin can düşmanıyız: çünkü Marksizm çalışan insanların sosyalizmle başlamalarını engellemiştir. Tamah ve zorluğun taşlaşmış dünyasından bizleri çıkaracak olan sihirli sözcük “grev” değil, “çalışmak”tır.
Tarım, endüstri ve zanaat, akli ve fiziki çalışma, öğretme ve çıraklık sistemi yeniden birleştirilmelidir; Peter Kropotkin bunu başarma yöntemlerine dair kendi kitabı Tarla, Fabrika ve Atölye’de çok değerli şeyler söylemiştir.
Halktan, tüm halktan, tüm halkımızdan umudumuzu kesmemeliyiz. Elbette bugün halklar yoktur. Devlet ve para halkın, diğer bir deyişle ruhla birleşmiş insanların yerini alırken bireyler bölünmüş insan parçalarına indirgenmiştir.
Yalnızca ilerlemeci ve ruhsal olan bireyler bir kez daha halkın ruhu ile dolduğu zaman, halkın ön bir biçimi yaratıcı insanlarda yaşadığında ve yürekleri, akılları ve elleri ile hakikatte gerçekleşme talep ettiğinde Halk, varlığa döndürülebilir.
Sosyalizm, her tür bilgiyi gerektirse de bir bilim değildir – doğru yolu yürümek adına, hurafeyi ve yanlış yaşamı terk etmek için gerekli bir koşuldur. Bununla birlikte sosyalizm kesinlikle bir sanat, canlı malzemeyle inşa eden yeni bir sanattır.
Şimdi, tüm sınıflardan kadınlar ve erkekler halka varmak için halkı terk etmeye çağrılmaktadır.
Çünkü işte görev budur: halktan umudu kesmemek fakat aynı zamanda halkı beklememek. Her kim içinde taşıdığı halk cevherine hakkını verirse, her kim kendisi gibi başkaları ile bu doğmamış tohumun ve basıncın hayali biçiminin hatırına, sosyalist düzeni gerçekleştirmek için yapılabilecek her şeyi gerçeğe dönüştürmek amacıyla birleşirse halkı halka gitmek üzere terk eder.
Sosyalizm, kendisi için birleşen, var olan adaletsizlik için en derinden tiksinti ve hakiki bir toplum oluşturma için en güçlü arzuyu ve özlem hissini duyanların sayısına bağlı olarak farklı bir gerçekliğe dönüşecektir.
O halde sosyalist haneleri, sosyalist köyleri, sosyalist toplulukları kurmak için birleşelim.
Kültür herhangi bir özel teknoloji biçimine ya da ihtiyaçların tatminine değil, adaletin ruhuna dayanır.
Sosyalizm çevremizde ve içimizde berbat koşullar yüzünden acı çeken herkesin davasıdır ve çoğu sınıf yakında herkesin bugün şüphe ettiğinden daha çok acıya katlanacaktır. İşçi birlikleri dâhil hiç kimse ahlak ve kendi kefareti açısından parasını tek kalemde vermek ve bu para ile sosyalizmin başlangıcı için toprağı özgürleştirmek dışında sahip olduğu parası ile daha iyi bir şey yapamaz. Toprak özgür olduğunda hiç kimse bu toprağın satın alındığını söyleyemeyecektir
Kim sosyalizm için bir şeyler yapmak isterse, sezilen ve fakat bilinmeyen neşe ve mutluluğun önsezisinden işe koyulmalıdır. Hala öğreneceğimiz çok şey var: çalışma neşesi, ortak çıkar neşesi ve karşılıklı sabır neşesi. Her şeyi unuttuk yine de hepimiz içimizde onu hala hissediyoruz.
Sosyalistlerin kapitalist pazar ile mümkün mertebe irtibatlarını kestiği ve dışarıdan hala gelmesi gereken değer kadar ihracat yaptığı bu yerleşimler sadece küçük başlangıçlardır ve denemelerdir. Böylelikle insan kitleleri, topluluğun yüreğindeki neşe, kendisi ile mutmain yeni ilkel saadete imrenme ile üstesinden gelecektir ki bunlar ülke üzerinde parlamalıdır.
Gerçeklik olarak sosyalizm yalnızca öğrenilebilir; sosyalizm, tüm yaşam gibi bir girişimdir. Şiirsel sözcükler ve betimlemelerle biçimlendirmeye çalıştığımız her şey – işteki çeşitlilik, akli çalışmanın rolü, en uygun ve en az sorgulanabilir takas aracı biçimi, hukuk yerine sözleşmenin takdimi, eğitimin yenilenmesi, tüm bunlar gerçekleştirme eyleminde gerçeğe dönüşecek ve kesinlikle önceden belirlenmiş bir şablona göre düzenlenecektir.
Muhtemelen ileride, düşünce ve tahayyülde net olarak ortaya konmuş biçimlere sahip toplulukları ve sosyalizm topraklarını beklemiş ve öngörmüş olan kişileri hatırlayacağız. Realite kendi bireysel oluşumlarından farklı görünecektir fakat onların bu imgelerinden kaynaklanacaktır.
Burada Proudhon’u ve onun keskin bir biçimde tanımladığı, sözleşme ve özgürlük ülkesine dair asla belirsiz olmayan tasavvurlarını hatırlayalım. Henry George, Michael Flürscheim, Silvio Gesell, Ernst Busch, Peter Kropotkin, Elise Reclus ve başka pek çok kişi tarafından görülmüş ve tarif edilmiş birçok iyi şeyi hatırlayalım.
Hoşumuza gitse de gitmese de geçmişin varisleriyiz; gelecek nesillerin bizim varislerimiz olması için irade toplayalım ki böylece tüm yaşamımızda ve eylemlerimizde gelecek nesilleri ve çevremizdeki insan kitlelerini etkileyelim.
Bu tümüyle yeni bir sosyalizm, yeniden yeni olan bir sosyalizmdir; zamanımız açısından yeni, ifade açısından yeni, geçmişe dair görüşü açısından yeni, pek çok ruh halleri açısından da yenidir. Neyin var olduğuna yeni bir bakışla bakmamız da gerekmektedir: insan sınıflarına, kurumlara ve geleneklere yeniden bakmalıyız. Şimdilerde köylüleri tümüyle yeni bir ışık altında görüyoruz ve bize nasıl muazzam bir görev (onlara konuşmak, aralarında yaşamak ve içlerinde solan ve körelen şeyleri – dini, dışsal ya da yüce bir güce inanç değil, yaşadığı müddetçe birey insanoğlunun kendi içindeki gücüne ve mükemelleştirilebilirliğine inanç – canlandırmak ve yeniden diriltmek görevi) bırakıldığını biliyoruz. Köylünün ve toprak sahibi olmaya sevgisinin nasıl korkulan olduğunu [biliyoruz]: köylülerin çok fazla toprağı yoktur, çok az toprağı vardır ve bu onlardan alınmamalıdır, onlara verilmelidir. Fakat elbette herkes gibi onların da her şeyden önemlisi ihtiyaç duyduğu şey ortak, komünal ruhtur. Ancak onlarda bu ruh, kentli işçilerdeki kadar çok gömülmüş değildir. Sosyalist yerleşimcilerin sadece mevcut köylere gidip oralarda yaşamaları gerekmektedir ve canlanabilecekleri ve on beşinci ve on altıncı yüzyılda içlerinde olan ruhun bugün bile yeniden uyandırılabileceği görülecektir.
insanlara bu sosyalizmden yeni bir dille bahsedilmelidir. Burada birinci, ilk girişimde bulunulmaktadır. Bizler, bizler ve başkaları bunu daha iyi yapmayı öğreneceğiz. Bizler ruhsuz sosyalist biçim olan kooperatiflere ve amaçsız cesaret olan sendikalara sosyalizmi getirmek istiyoruz.
İstesek de istemesek de konuşma ile kalmayacağız; daha ileri gideceğiz. Şimdiki zaman ile gelecek zaman arasında bir boşluk olduğuna artık inanmıyoruz; biliyoruz: “Amerika ya buradadır ya da hiçbir yerdedir”. Şimdi, şu anda yapmadığımız ne varsa onu hiçbir zaman yapmayacağız.
Tüketimimizi birleştirebilir ve her tür paraziti yok edebiliriz. Kendi tüketimimiz için mal üretmek üzere bir sürü zanaat ve endüstri tesis edebiliriz. Bunda, kooperatiflerin şimdiye kadar ilerlediğinden daha ileriye gidebiliriz, zira onlar kapitalist-yönetimli teşebbüs ile rekabet etme fikrinden hala kurtulamıyorlar. Onlar bürokratik, onlar merkeziyetci; işverene dönüşmenin ve sendikalar üzerinden işçileri ile sözleşme aktetmenin dışında kendilerine yardım edemezler. Tüketici-üretici-kooperatifte her bir kişinin kendisi için hakiki bir takas ekonomisi içerisinde çalıştığı, bu ekonomi içerisinde kârlılığın değil işin verimliliğinin belirleyici olduğu; pek çok teşebbüs biçiminin, ör. küçük teşebbüsün, kapitalizmde kârsız olsa da burada tamamen verimli olduğu ve sosyalizmde hoş karşılandığı onların aklına gelmez.
Siz ressamlar, şairler, müzisyenler bunu biliyorsunuz ve yeni halklardan çıkacak olan gücün ve şevkin ve tatlılığın sesleri şimdiden sizden bahsediyor. Tüm kimsesizliğimizde parçalanmış genç insanlar yaşıyor, sağlam insanlar, eski insanlar, test edilmiş ve onaylanmış, asil kadınlar:
Yerleşimler kurabiliriz, gerçi bunlar bir çırpıda kapitalizmden tümüyle kaçamazlar. Fakat biz sosyalizmin bir yol, kapitalizmden uzak bir yol olduğunu ve her yolun bir başlangıcının olduğunu biliyoruz. Sosyalizm, kapitalizmden çıkmayacaktır, ondan uzakta büyüyecektir; kendisini kapitalizme kapatacaktır.
Toprak satın alma aracı ve bu yerleşimlerin ilk işletim fonları, sendikalar ve bize katılan işçi grupları vasıtasıyla ve bize ya tamamen katılmış ya da en azından davamıza katkıda bulunan zengin adamlar kanalıyla tüketimlerimiz bir havuzda toplanarak elde edilecektir. Tüm bunları beklemekte ve bu beklentiyi ilan etmekte tereddüt etmiyorum. Sosyalizm çevremizde ve içimizde berbat koşullar yüzünden acı çeken herkesin davasıdır ve çoğu sınıf yakında herkesin bugün şüphe ettiğinden daha çok acıya katlanacaktır. İşçi birlikleri dâhil hiç kimse ahlak ve kendi kefareti açısından parasını tek kalemde vermek ve bu para ile sosyalizmin başlangıcı için toprağı özgürleştirmek dışında sahip olduğu parası ile daha iyi bir şey yapamaz. Toprak özgür olduğunda hiç kimse bu toprağın satın alındığını söyleyemeyecektir – kendisi de bunu hissetmeyecektir bile -. Çok titiz olmayın, siz işçiler: ayakkabı, pantolon, patates, ringa balığı satın alıyorsunuz; siz, çalışan ve acı çeken insanlar, talihinizin şu ana kadar size oynattığı rol ne olursa olsun, kendi özgürlüğünüzü adaletsizlikten satın almak için gücünüzü bir araya toplamanız ve şu andan itibaren kendi topluluğunuz için ihtiyacınız olanı kendi toprağınız üzerinde yapmanız güzel bir başlangıç olmaz mıydı?
Unutmayalım: eğer doğru ruha sahipsek, o zaman toplum için ihtiyaç duyduğumuz her şeye sahibizdir: bir şey hariç: toprak. Toprak için açlık başınıza gelmeli, siz büyük şehrin insanları!
Kendi kültürleri ile sosyalist koloniler toprakta her yerde, kuzeyde, güneyde, doğuda ve batıda, kâr ekonomisinin süfliliğinin ortasında, her ilde dağıldığında ve görüldüğünde, tarifsiz fakat sessiz tutumlarında yaşama sevinci hissedildiğinde imrenme giderek artacaktır. O zaman, inanıyorum ki halk ilerleyecektir. Halk görmeye, bilmeye ve emin olmaya başlayacaktır. Dış görünüşte sosyalistçe, müreffeh ve keyifli yaşamak için sadece tek bir şey eksik olacaktır: toprak. Ve ardından halklar toprağı özgür kılacak ve artık sahte tanrı için değil insanlar için çalışacaktır. Sonra? Sadece başla: en küçük ölçekte ve en az sayıda insan ile başla.
Devlet, diğer bir deyişle hala cahil olan kitleler, imtiyazlı sınıflar ve her ikisinin de temsilcileri, icrai ve idari kast, bu işe başlayanların yolu üzerinde en büyük ve en küçük engelleri yerleştirecektir. Bunu biliyoruz.
Tüm bu engeller, eğer gerçek engeller iseler, onlarla bizim aramızda en küçük bir boşluk bırakılmaması için yakın ve bir arada durmamız halinde yok edilecektir. Bunlar artık sadece beklentilerde, hayallerde, korkulardaki engellerdir. Bunu şimdi görüyoruz: zamanı geldiğinde yolumuzu her tür engelle kapatacaklardır – ve bu yüzden bizler bu arada hiçbir şey yapmamayı seçeceğiz.
Köprüyü, köprüye geldiğimizde geçeceğiz! Şimdi ileri doğru hareket edelim ki böylece çoğalalım.
Hiç kimse halka şiddet uygulayamaz, bu halkın kendisi hariç.
Ve halkımızın büyük bir kısmı adaletsizliğin ve kendilerine bedenen ve ruhen zarar verenin tarafını tutacaktır çünkü ruhumuz yeterince güçlü ve ikna edici değildir.
Ruhumuz ateş almalı, aydınlatmalı, baştan çıkarmalı ve cezbetmelidir.
Konuşma bunu hiçbir zaman tek başına başaramaz; en güçlü, öfkeli ya da en nazik konuşma dahi yapamaz.
Sadece örnek, bunu başarabilir.
Örneklemeliyiz ve yol göstermeliyiz.
Örneklemek ve Fedakârlık ruhu! Geçmişte, günümüzde ve gelecekte, bu şekilde yaşamayı sürdürmenin imkânsızlığından dolayı her daim isyanda olan bu düşünceye fedakârlık üstüne fedakârlık yapılacaktır.
Şimdi, doğru yaşam biçimi için örnek sunmak üzere başka tür fedakârlıklar, kahramanca olmayan, sessiz, etkileyici olmayan fedakârlıklar yapmak gerekmektedir.
Sonra az olan çoğa dönüşecek ve çok olan da az olacak. Yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce -çok az çok az!
Yine de engeller aşılacak zira doğru ruh sahibi olanlar kurarak en güçlü engelleri yok edecek.
Sosyalizmi inşa etmek için elinden geleni yapmak isteyen herkese çağrıda bulunuyorum. Sadece şu an gerçektir ve insanlar şu an yapmadığı her şeyi birden yapmaya başlamayacak, sonsuza dek yapmayacaktır. Hedef halktır, toplumdur, topluluktur, özgürlüktür, güzelliktir ve yaşam sevincidir.
Ve nihayet, nihayet çok uzun zamandır parlamış ve alevlenmiş olan sosyalizm, en sonunda ışık yayacak. Ve insanlar ve halklar büyük bir kesinlikle bilecekler: sosyalizm ve sosyalizmi gerçekleştirecek araçlar, tümüyle ve topyekûn, kendi içlerindedir, onların arasında bulunmaktadır ve sadece tek bir şeyden yoksundurlar: toprak! Ve toprağı özgür kılacaklar çünkü hiç kimse halka engel çıkarmayacak zira halk artık sosyalizme gölge etmeyecek.
Sosyalizmi inşa etmek için elinden geleni yapmak isteyen herkese çağrıda bulunuyorum. Sadece şu an gerçektir ve insanlar şu an yapmadığı her şeyi birden yapmaya başlamayacak, sonsuza dek yapmayacaktır. Hedef halktır, toplumdur, topluluktur, özgürlüktür, güzelliktir ve yaşam sevincidir. İnsanların slogan atmasına ihtiyacımız var; bu yaratıcı arzu ile dolmuş herkese ihtiyacımız var; eylem adamlarına ihtiyacımız var. Bu sosyalizm çağrısı, ilk başlangıcı yapmak isteyen eylem adamlarına ithaf olunur.
Bu kelimeleri ve kelimelerin arkasındaki hissiyatı hâlihazırda kendisine ithaf edildiği zaman duymamış olan herkese şimdi kısmen söylenmesine izin verin: insanların bizleri anlayabilmesi için benzeri pek çok fikri seslendirdiğimiz ve yanlış uygulanmış ya da yetersiz eğreti, güncel kelimeleri reddettiğimiz gibi, aynı durum bu kelimenin, sosyalizmin başına da gelebilir. Belki de bu çağrı daha iyi, daha derin ve daha ümit verici bir kelime bulma yolunun da başlangıcıdır. Herkes hâlihazırda bilmelidir ki sosyalizmimizin kırsal, pastoral barış ile sırf ekonomiye ve hayatın gerekleri için çalışmaya adanmış geniş bir yaşam arzusuyla ya da muhteşem rahatlıkla hiçbir ortak yanı bulunmamaktadır. Burada ekonomiden çok konuşuldu; ekonomi kendi yaşamımızın temelidir ve öyle dönüşmelidir ki hakkında az konuşulur hale gelsin. Selam olsun içinde olduğumuz bu zamanda hiç bir ekonomiye ve hiçbir mekâna katlanmayan siz avarelere, berduşlara ve serserilere. Selam olsun yaratıcılığı zamanı aşan sanatçılara. Selam olsun yaşamlarını soba borusunda pörsütmek istememiş siz eski savaşçılara! Bugünün savaş, savaş tehditleri ve vahşilik dünyasında ne varsa hepsi neredeyse tümüyle kimsesizlik ve tamahın yalnızca kaba bir maskesidir: kişilik, vefa ve şövalyelik ender bulunur hale gelmiştir. Selam olsun, hiçbir kelimenin dışarı çıkmadığı kalplerinin derinliklerinde önerileri olan siz kekemelere, siz sessiz olanlara: bilinmeyen yücelik, konuşulmayan mücadeleler, ruhun derinden acı çekişi, delişmen neşeler ve kederler şu andan itibaren hem bireyler hem de halklar açısından insanoğlunun talihi olacaktır.
Siz ressamlar, şairler, müzisyenler bunu biliyorsunuz ve yeni halklardan çıkacak olan gücün ve şevkin ve tatlılığın sesleri şimdiden sizden bahsediyor. Tüm kimsesizliğimizde parçalanmış genç insanlar yaşıyor, sağlam insanlar, eski insanlar, test edilmiş ve onaylanmış, asil kadınlar: orada burada, kendi bildiklerinden daha fazlası olan çocuk kalpli insanlar yaşıyor. Her birinin içinde bir gün yeni insanları ele geçirecek ve şekillendirecek ve ileri sürecek inanç ve büyük neşe ve büyük acının kesinliği yaşıyor. Acı, kutsal acı: gel, ah gel yüreklerimize! Bulunmadığın yerde barış asla olmayacak. Siz hepiniz – ya da o zamanlar çok mu azdınız?- rüyanın güldüğü ve ağladığı siz hepiniz, eylem soluyan siz hepiniz, içinizde derin coşkuyu hisseden siz hepiniz, günümüzde çevremizde olan hırpani saçmalık ve süflilik için değil sefalet ve zorluk denen dava ve delilik ve gerçek sıkıntı için umutsuzluğa kapılmak isteyen siz hepiniz, bugün yalnız olan ve içinde içsel bir biçim, imge ve bastırılmış yaratıcı enerji ritmi barındıran siz hepiniz, yüreklerinizden buyurabilen siz hepiniz: sonsuzluk adına, ruh adına, hakiki yol olmak isteyen imge adına insanoğlu helak olmasın. Bugün kendisine zaman zaman proletarya, zaman zaman burjuva, zaman zaman yönetici kast denen gri-yeşil, kalın çamur ve her yerde, yukarıda ve aşağıda bulunan tiksindirici kütleden başka bir şey değildir. İnsanlar tarafından çarpıtılan bu korkunç itici tamahın, doymuşluğun, yozlaşmanın bundan böyle bizi kirletmesine ve boğmasına izin verilemez: hepsi sosyalizme çağrılmaktadır.
Bu bir ilk sözdür. Daha da fazlası söylenmelidir. Söylenecektir. Burada çağrılan ben ve diğerleridir.
Çev: Nesrin Aytekin
https://itaatsiz.org/?p=5545
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.09.22 10:30 ZeytranZiztasion Werewolf Online Anlatıyorum Fakat Biraz Küfürlü

HEY, SEN! EVET, SEN! ARTIK OYUNLARDAN NEDEN HİÇBİR DUYGUYU ALAMADIĞINI SORGULAYAN BİRİSİ MİSİN? ARKADAŞLARINLA OYUNA GİRMEK İSTEDİĞİNDE SATIŞA GETİRDİKLERİNDEN DOLAYI YALNIZ BAŞINA OYNAYAN YIKIĞIN TEKİ MİSİN? ROLE-PLAY YAPMAYI SEVEN AMA TELEFONU SAMSUNG GALAXY J2 VEYA DAHA BERBAT BİR MODEL OLDUĞU İÇİN TOWN OF SALEM İNDİREMEYEN BİRİ MİSİN? OYUNLARDA KANSER OLUP BUNDAN MAZOŞİZM SEVİYESİNDE ZEVK Mİ ALIYORSUNUZ?
O ZAMAN WEREWOLF ONLINE TAM SİZE GÖRE!
BİR SÜRÜ APTAL OROSPU EVLADININ TOPLANDIĞI BU OYUNDA AMACINIZ SİZE VERİLEN RASTGELE BİR ROLLE TAKIMINIZLA BERABER KAZANMAYA ÇALIŞMAK.
TOWN OF SALEME ÇOK BENZEYEN BU OYUNDA OLAN EN TEMEL FARK, KÖTÜ TAKIM MAFYALAR DEĞİL KURT ADAMLAR!
[He birde Fool diye Jester çakması bir tipleme var ama... Neyse.]
AYRICA BU OYUNDA TOWN OF SALEM'İN O 2 SUNUCUYA SAHİP OLMASI GİBİ VAROŞ BİR KITLIK YOK!
BU OYUNDA:
İNGİLTERE, ALMANYA, FRANSA, BREZİLYA, VİETNAM, RUSYA, İSPANYA, HOLLANDA, TİBET, İTALYA, MALEZYA, ROMANYA
VE TABİİKİ DE KANSER OYUNCULARI TEK BİR ALANDA TOPLAYIP BAŞKA YERLERE GİTMEMELERİ İÇİN VÂR OLMUŞ OLAN TÜRKİYE SUNUCUSU!
[Derecelime gelmeyin artık pezevenkler... Oyun keyfimi siktiniz.]
BU OYUNDA DERECELİ GİRMEK İÇİN TAM 100 OYUN KAZANMALISINIZ! EVET! YANLIŞ DUYMADINIZ! TAM 100 OYUN?
KAFAYI YEME SEVİYESİNE RAMAK KALMIŞ BİR RUH HÂLİYLE OYUNLARA GİREREK, DUVARLARI TEKMELEYEREK, YASTIK ISIRIP AĞLAYARAK, TOXİC SEER DIRDIRINA KATLANMAK ZORUNDA KALARAK, KÜFÜR YİYEREK, MAGANDA SİLAHŞÖR KURŞUNUNA KURBAN GİTME KORKUSUNU HER SEFERİNDE YAŞAYARAK, ÇÖPÇATAN ROLÜNÜN SON ANDA KASABAYI SATIP OYUNU KURTLARA KAZANDIRARAK,
YÜZ TANE ZAFER ELDE ETMELİSİNİZ!
PEKİ, BU 100 GALİBİYETİ ALDIK DİYELİM. BU DERECELİ DENİLEN YERE GİRDİĞİMİZDE KAZANCIMIZ NE OLACAK?
Hmm... GÜZEL SORU!
KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE NORMAL OYUNLARDAKİ İNSANLARDAN ÇOK ÇOK DAHA APTAL İNSANLARLA OYUN OYNAYIP HER MAÇ SONU 80 LİG PUANI KAYBEDİP PLASTİK LİGİNE YERLEŞMEK!
GAYET GÜZEL BİR KAZANÇ! ÖYLE DEĞİL Mİ?
[Travmatik WWO anıları lütfen sal beni...
Tek günde 816 puan kaybettim. İyi durumda değilim. Yardım edin.]
NEYSE, NE DİYORDUK? BU DERECELİ MAÇLARA GİRMEK İSTEMİYORSANIZ SANDBOX GİBİ MÜTHİŞ Mİ MÜTHİŞ BİR DENEYİMİ TATMANIZI Ş̸̫̣͈͆̓İ̸̖̦̦͈̼̗̗̿̕Ḓ̷̙̞͉́̾͆̇̚Ḑ̵̈́͌E̵̼̫̭͔̘͎͙̒͂̽̒́̄Ṯ̴̜̠̂͗̑̂̆̏̈L̶͕̔̒̄́͠Ȩ̸̠̣͇̻̺̑̆̈́ ÖNERİRİM!
BU SANDBOX DENEN ÇÖPLÜKTE CUPİD DENİLEN BİR İBNE VA-
A, A, AA! ROLLERİ SİZE HENÜZ DEMEYECEĞİM! ÖNCELİKLE OYUNUN MAÇ TÜRLERİNDEN BAHSETMEM LAZIM!
SANDBOX DENİLEN TÜRDE YENİ YENİ ROLLER DENEYİMLİYORUZ! AMA BU MAÇA GELEN TİPLERİN %80'İ KENDİ DİLLERİNİ KONUŞAN VE KENDİ MİLLETİNİ ARAYAN SALAKLARDAN OLUŞUYOR.
ONUN DIŞINDA HIZLI MAÇ DENİLEN ŞEY VAR Kİ CİDDEN HER ŞEY ÇOK HIZLI OLUP BİTİYOR!
[Abi Town don't go afk amk LAN afk kalma Town LAN TOWN AFK KALMA-]
BU KANSER KİŞİLERİN ÇOĞUNU TÜRK VE VİETNAMLI OYUNCULAR OLUŞTURUYOR!
O YÜZDEN MAÇINIZA TOXİC TÜRK VEYA VİETNAMLI GELİRSE ONDAN KURTULMA TAKTİĞİ VERECEĞİM!
EĞER MAÇINIZA VİETNAMLI VEYA TÜRK OLDUĞU BELLİ OLAN TOXİC BİRİSİ GELİRSE YAPMANIZ GEREKEN 2 ŞEY VAR!
  1. YOL: EĞER ROLÜNÜZ SİLAHŞÖR, GARDİYAN, KURT ADAM VEYA HERHANGİ BİR ADAM ÖLDÜRME KABİLİYETİNE SAHİP BİR ROLSE ANINDA TOXİC HERİFİ YOK EDİN.
  2. YOL: EĞER ROLÜNÜZ GÖZCÜ TÜRLERİNDEN HERHANGİ BİRİSİ, DOKTOR, MEDYUM VEYA HERHANGİ BİR ÖNEMLİ ROL DEĞİLSE EĞER ANINDA OYUNU TERK EDİN. VE BONUS YOL:
ÇÖPÇATAN İSENİZ VE BU KİŞİLERİ İLK GECEDEN FARK EDİNCE ANINDA BİRBİRLERİNE AŞIK EDİP KALAN GÜNLERDE ÖLMELERİNİ BEKLEYİN!
[Valla hiç kusura bakmayın kendi milletimden birisi oyuna gelince salak olmama ihtimali %10 oluyor. Alınıp darılmaca olmasın ama böyle.]
VE BU OYUNDA EN SAÇMA OLAN ŞEY OTA BOKA IRKÇI DAMGASI YİYİP KÜFÜRLERE MARUZ KALMANIZ! SADECE BİRİSİNE GERİ CEVAP VERİN VE IRKÇI DAMGASI YİYİN!
HATTA KARŞISINDAKİ BİRİSİ KARAKTERİNİ SİYAHİ YAPTIYSA YARRAĞI YEDİNİZ!
PEKİ BU OYUNDAKİ ROLLER NELER?
BU DA ÇOK GÜZEL SORU!
SİZ ISRAR ETMEDEN HEMEN GEÇELİM!
AMA SADECE KASABA ROLLERİNE GEÇELİM!
Çünkü üşeniyorum ve daha yazacağım bir Among Us ile Town of Salem floodum var.
/KASABA ROLLERİ!\
[Gerçi, oyunda köy diye geçiyor ama... neyse siktir edin.]
BU ROLLERDEN BAZILARINI BEYNİNİZİN HİÇBİR YERİNİ KULLANMADAN KASABA NE DERSE ONU YAPARAK OYNASANIZ BİLE AŞIRI OP!
GÖZCÜ (SEER): BU ROL ÖYLE BASİT BİR ROL Kİ, BU ROLDE KAYBETMEK İÇİN YA ÇOK SALAK BİR TOXİC OLMAK LAZIM YA DA KASABA BEYNİNİ ÇÖPE ATMALI!
EĞER GARDİYAN SİZİ ALIP ROL SORUYORSA VE İNADINA CLAIMLEMİYORSANIZ ÖLMEYİ SONUNA KADAR HAK ETMİŞSİNİZ DEMEK!
AURA GÖZCÜ (AURA SEER): MENTALİST DENİLEN ELEMANDAN BİR TIK ÖNEMLİ, GÖZCÜ DENİLEN KİŞİDEN ON TIK ÖNEMSİZ BİR ROL OLARAK GÖRÜNSENİZ BİLE GÖZCÜ ÖLÜNCE TÜM KASABA BİR ANDA SİZE TAPMAYA BAŞLAYACAK!
MENTALİST (SPIRIT SEER): [Kalp kırmadan ne desem ki şimdi buna? Laps diye Town'un sikinde olmayan bir rol ve bunu seçerseniz direkt oyundan çıkın demek kabalık olur. Neyse, deneriz bir şeyler.]
BU ROL Bİ SİKE YARAMIYOR!
Tamam tamam işe yarıyor ama Town aptal olunca yaramasa daha iyi olur. Bir de çok umursanan bir rol değil yani... Ama Aura ile Seer'ın yokluğunda yine en değerli oluyor. Tabii gözcü çırağı oyunda yoksa.
GÖZCÜ ÇIRAĞI (SEER APPRENTICE): GÖZCÜ MÜ ÖLDÜ? O ZAMAN GÖZCÜ 2.0 SAHALARDA SİZİ BEKLİYOR! MERHABA GİZLİ KOZ!
SİLAHŞÖR (GUNNER): DÜÜÜT DÜÜÜTT AÇ YOLU AÇÇ HADİ ASLAN PARÇASI YOLU AÇ HADİ BAK ENGELLİ BEKLİYO BURDA HADİ DÜÜÜTTT ♿ BAK SİNİRLENDİ ARKADAŞ HADİ YOLU AÇ HADİİ DÜÜÜT DÜÜTT BİİİPP HADİ BE HIZLI OLL DÜÜÜTT BİİİPPP ♿♿ BAK HIZLANDI ENGELLİ KARDEŞİMİZ SERİ KÖZ GETİR SERİ DÜÜÜTT DÜÜÜT DÜÜÜÜTTTTT BİİİİPPP BİİİİİPPP DÜÜÜTTT ♿♿♿♿ BAK ARTIYO SAYILARI AÇTIN MI YOLU AÇMADIN PÜÜÜÜ REZİİİLL DÜÜÜÜTTT ♿♿♿♿♿♿ BAK KALABALIKLASTI BAK DELI GELIYOR DELIRDI DELI AC YOLU DUTDUTDURURURUDUTTT♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿KAFAYI YEDI BUNLAR AC LAAAAN YOLU
GARDİYAN (JAILER): Lan bana mı öyle geliyor yoksa bu rol Town of Salem'de Jailor olarak geçmiyor muydu? Jailer-Jailor ne fark var ki?
He doğru, Jailor town vurunca tüm mermileri kaybediyor ve 3 vuruş hakkı var ama Jailer tek vuruş hakkına sahip.
Bu rol güzel de hani eehh... Seer rollerini daha çok seviyorum.
Geveze (LoudhMouth): Kapat sil oyunu çekemem senin Gözcüymüş gibi aldığın tavırları.
Bu rolü alınca lütfen Seer havalarına girmeyin aq sadece şüphe ettiğiniz kişiye tıklayın bak deli etmeyin insanları evinizi bulup ateşe veririz.
Köylü (Villager): İşinde gücünde olan sıradan bir köylüyüz.
Doktor (Doctor): A.K.A Seer'ın muhtaç olduğu ilk kişi.
Koruma (Bodyguard): A.K.A Aura Seer'ın muhtaç olduğu ilk kişi.
Sert Adam: (ToughGuy): Buna da Mentalist ihtiyaç duyuyor çünkü onu koruyacak delikanlı bir tip tek bu var.
Kırmızılı Hanım (Namuslu Orospu): Town of Salem'de ki Escort mantığı fakat rol engelleyemiyor sadece eğer kötü birine gittiğimizde pat diye ölüyoruz.
İmam (Priest): Tüm köyü alıp Bayram namazı kılıyorsunuz.
Şakayı bir köşeye atarsak eğer, birisine Zemzem suyu atıyoruz. O kişi kurtsa Allah onu helak ediyor ama değilse Allah seni Zemzem suyunu boşa kullandığın için helak ediyor.
Nişancı (Marksman): Bunda Gunner gibi savsaklık yapmak= canınla ödemek
Medyum (Medium): Ölülerle konuşup afk kalmamış bir oyuncuyu diriltebilen çok önemli bir rol. İlk gün öldüğünde genelde tüm Kasaba gerginliğe boğulur.
Dedektif (Detective): Bak kardeşim, şu insanla diğerini seç bak = çıkıyor mu? Çıkıyorsa aynı takımdalar. ≠ mı çıkıyor? O zaman Fool asalım.
Şerif (Sheriff):
Ayrıca bakınız: Town of Salem Lookout.
Mantık neredeyse aynı. Bir kişiyi seçiyorsunuz fakat Lookout ona gelen herkesi gösteriyor ama Şerif sadece 2 kişi gösteriyor.
Belediye Başkanı (Vergi Almayan Tek Başkan): Başkanlığı belli et ve hobaaa tüm oyların 2 katı olsun.
Cadı (Witch): Bu rolü ilk kez oynadığımda aşırı afallamıştım. Çünkü ToS'da Witch farklı burada farklı ya, o yüzden.
Aga bi iksirimiz var işte biri koruyan diğeri can alan. Koruyanı Gözcüye at can alanı git random shooting yap Doctor'a denk gelsin de tüm Town yok etsin seni.
Birazcık riskli bir rol... Ngl.
Demirci (Forger): Bak abim bu kalkan 30 lira ama 3 gün daha beklersen 90 liraya kaliteli bir kılıç yaparım sana gider Doctor kesersin. Ne dersin?
İntikamcı (Avenger):
+12 Junior Ww onu vurun! -Dene bakalım...
Gunner Avenger'ı vurur ve Avenger Mentalist'i öldürür
Canavar Avcısı (Beast Hunter): I'm Beast Hunter and selected myself.
Barışsever (Pacifist): AGA EĞER İLK GÜN ELİNİZDE 0 BİLGİ VARSA RANDOM REVEAL YAPIN BAK SK BULDUĞUMUZ AN YAPMAYIN ANANIZI SİKİCEM YETER LAN YETER.
Çiçek çocuk (Flower child): Fool'un korkulu rüyası.
Falcı (Fortune Teller): 9 ve 12'ye kart verdim kartları gösterin yoksa boğazınıza basarım.
Bari 3. günde falan baskı uygula be adam.
Huysuz Nine (Grumpy Grandma): Sebepsiz yere Seer susturur. Bulunduğu yerde katledilmesi şart diğer rol.
Çöpçatan (Cupid): Benim çiftim Kurt adam ve Seri katil fakat Town onları öldürdü Townu sikiyim hepinizi sikiyim ben oyunu satıyorum bb Kurtlar seer'ı öldürün.
Orospu evladı seni.
Başkan (President): Risk ve ödül sistemi fakat ödül yok.
BU GÜNLÜK OYUN TANITIMI BU KADAR DİĞERİNDE GÖRÜŞMEK ÜZERE!
submitted by ZeytranZiztasion to kopyamakarna [link] [comments]


2020.09.05 23:42 Bigwarfer Rastgele içimi dökme postu part 2 / İlk aşk

Liseye geçince işler düzelmeye başladı. Arkadaşlarım oldu, birlikte takıldık, buluştuk, çevre edindim. 11. sınıfta dershaneye gittim ve ilk sevdiğim kızla tanıştım. Aynı gruptaydık. İlk başlarda bu duyguyu unutmaya çalıştım ama benim de birini sevme hakkımın olduğunu düşündüm. Ve yavaşça açılmaya çalıştım. Aklımın ucundan geçmeyecek şeyler tasarladım kendimce.Kısıtlı teneffüs vakitlerinde elimden geldiğince onun hakkında bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Bazı bahanelerle onunla konuşma şansı yakaladım. Her şeyi iyi gidiyordu, aileme bile birini sevdiğimi açıklayacak kadar cesaret toplamıştım. Kendimde bir öz güven patlaması hissediyordum. Sevdiği film türünü öğrendikten sonra, beleşe biletim var bahanesiyle onu da davet etmiştim. Kabul etmedi. Tabii ki etmeyecek, benim hakkımda ne biliyordu, ne kadar tanıyordu da benimle beraber bir yere gidecekti? İşleri daha da ilerletmeye çalıştım.

Gitgide birbirimizi daha da iyi tanımaya başladık. Benim çok bir arka planım yoktu. Önemli olan benim onu tanımamdı. Çok renkli bir insandı. Zevkleri benimle çok örtüşüyordu. Tam bana layık biriydi. Onun sayesinde kendimde bir mutluluk sebebi bulmuştum. Her gece onu anıp yatardım. Ders ortasında aklıma gelip istem dışı sevinirdim. Belki kendimi ona açsam kabul eder? YKS telaşı başlamadan bu işi halletmek istedim. Beni kendimce mutlu eden tek kişi oydu ve onun da aynı hisleri paylaşıp paylaşmadığımı öğrenmek için sabırsızlanıyordum.Artık teklif etme vaktiydi. Kendimi o gün için hazırladım, benzersiz bir histi benim için.

Ne yazık ki o gün gelmedi.

Her zamanki gibi dershane öncesi yandaki kitapçıda takıldım. Kendime ''Nasıl sevgili olunur'' diye bir kitap bile almıştım, o kadar emindim kendimden. O gün alışılmışın dışında bir üst kata çıkmıştım.Aynı zamanda kat bir kafeye bağlı. Çıkmaz olaydım. Tam inecekken onunla yanında bir erkekle karşılaştım. Onun kim olduğu hakkında bir bilgim yoktu; belki akrabasıydı, ya da normal bir arkadaşı, ya da; benim ikna olduğum şekilde, sevgilisiydi. O an onunla düzgün konuşamadım, bir an önce oradan ayrılmak istedim. Elimden geldiğince ona belli etmemeye çalıştım. O olaydan sonra da bir daha hiç görüşmedim. Sınıflarımız çoktan ayrılmıştı o olaydan önce. O da gerçek düşüncemi anlamıştır bir daha görüşmedikten sonra zaten.

O olaydan sonra tam anlamıyla değiştim. Artık karşı cinsten nefret etmeye başladım. Bu kararımın sebebini hala anlamış değilim, belki YKS sınavı için kendimi ders dışı işlerden uzaklaştırmak için bahane aradım, belki de eskilerden kalma, şimdi ortaya çıkan bir dışlama hissiydi.Belki de daha fazla üzülmek istemiyordum. Bir kez daha birine mutluluk umuduyla bağlı olmak istemiyordum belki. O an dedim ki, ben kendime yeterim. Sevincimde, hüznümde hep ben vardım, başka kimse yoktu. Neden şimdi değişsin ki bu durum? Ve başa geri döndüm.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Böyle yazdıkça kendimi daha rahatlamış hissediyorum. Bazen o kadar iyi oluyorum ki yazasım bile gelmiyor ama kendim hakkımda ne biliyorsam unutmadan yazmayı sürdüreceğim.
submitted by Bigwarfer to KGBTR [link] [comments]


2020.08.29 17:33 alimirzayef Kulak ağrısı

Kulak Enfeksiyonları: Kulak Ağrısının Yaygın Bir Nedeni
Yüzücü kulağı (otitis eksterna), dış kulak kanalında hafif rahatsızlık, artan ağrı veya şiddetli ağrıya neden olabilen bir enfeksiyondur. (7) Genellikle yüzdükten sonra kulağınızda kalan ve bakteri üremesini kolaylaştıran nemli bir ortam oluşturan sudan kaynaklanır. Kulaklarınıza parmak, pamuklu çubuk veya başka nesneler koymak da kulak kanalınızı kaplayan ince deri katmanına zarar vererek yüzücünün kulağına neden olabilir.
Kulak ağrısı nasıl geçer? Kulak ağrısına iyi gelen şeyler.
Otitis media, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde kulak ağrısına neden olabilen orta kulak enfeksiyonudur. (3) Ağrı şiddetli ise teşhis ve tedavi için doktorunuzu arayın.

Yırtık Kulak Zarı Nedir?
Yırtılmış bir kulak zarı, kulak kanalınızı orta kulağınızdan ayıran dokuda bir delik veya yırtıktır. (8) Kulak zarı yırtılmasının belirti ve semptomları şunları içerebilir:

Hızla geçebilen kulak ağrısı
Kulağınızdan mukus benzeri, irin dolu veya kanlı akıntı
İşitme kaybı
Kulağınızda çınlama (tinnitus)
Dönme hissi (vertigo)
Baş dönmesinden kaynaklanabilecek bulantı veya kusma
Yırtık kulak zarları, ciddi kafa yaralanmalarından, hava veya su basıncındaki değişikliklerden - örneğin tüplü dalışa gitmekten - orta kulak enfeksiyonlarından, kulağınızdaki yabancı cisimlerden ve daha az yaygın olarak yüksek seslerin etrafında olmasından kaynaklanabilir.

Yırtık kulak zarı işitme kaybına neden olabilir, ancak genellikle kayıp geçicidir.

Kulak Ağrısı ve Kulak Ağrısının Diğer Nedenleri
Uçakta seyahat ederken veya asansöre binerken olduğu gibi, hava basıncındaki ani değişiklikler nedeniyle birçok insan kulak ağrısı ve hafif işitme kaybı veya boğukluk yaşar. (9) Şaşırtıcı olsa da, bu tür kulak ağrısı geçicidir ve nadiren kalıcı işitme sorunlarına yol açar. Kulak ağrısının çabuk giderilmesi için sakız çiğnemeyi veya yutmayı deneyin.

Kulak kanalında oluşan aşırı kulak kiri de kulak ağrısına veya kulakta dolgunluk hissine neden olabilir. (10) Ancak, kulağınıza asla dirseğinizden daha küçük bir şey sokmamalısınız şeklindeki o eski söz hala geçerlidir: Kulaklarındaki kiri kulaktan pamuklu çubuklarla veya başka nesnelerle temizlemeye çalışan insanlar genellikle kulak kiri yerine daha derine ittirirler. kaldırmaktan daha fazla. Aşırı kulak kiri bir sağlık uzmanı tarafından teşhis edilmeli ve tedavi edilmelidir.

Sinüslerin ve burnun iç yüzeyindeki şişlik veya iltihaplanmanın neden olduğu sinüs enfeksiyonu (sinüzit) da kulak ağrısına neden olabilir. (11) Alerjiler, soğuk algınlığı ve toza veya dumana maruz kalma sinüzite neden olabilir. Sinüziti (ve kulak ağrısını) önlemek için soğuk algınlığı ve alerjileri mümkün olan en kısa sürede tedavi edin.

Çene kemiğinizi kafatasınıza bağlayan temporomandibular eklem (TME) bozuklukları, kulağınızın içinde ve çevresinde ağrılı ağrılara neden olabilir. (12)

Kulak ağrısı ve kulak ağrısının diğer nedenleri arasında şunlar bulunur:

Kulaktaki yabancı cisim
Kulağa sıkışan su
Diş apsesi (13)
Kulakta egzama (14 PDF)
Boğaz ağrısı (2)
Kulakta sabun veya şampuan
Kulak Ağrısı Tedavisi: OTC İlaçları, Damlalar ve Antibiyotikler
Kulak ağrısının tedavisi, altta yatan nedene bağlıdır. Kulak enfeksiyonundan kaynaklanan ağrıyı azaltmak için doktorunuz, Tylenol (asetaminofen) veya ibuprofen (Advil, Motrin) gibi reçetesiz satılan ilaçlar önerebilir. (15) Doktorunuz ayrıca kulak zarında delik veya yırtık olmadığı sürece ağrıyı hafifletmek için anestezik damlalar kullanmanızı tavsiye edebilir. Bazı araştırmalar antibiyotiklerin her zaman etkili bir tedavi olmayabileceğini öne sürse de, doktorunuz kulak enfeksiyonları için antibiyotik de yazabilir.

Kulak Ağrısını Tedavi Etmek İçin Her Zaman İlaç Gerekir mi?
Cleveland Clinic'e göre, ilaca ek olarak, kulak ağrısı ve kulak enfeksiyonları için de DIY tedavileri var. Bunlar şunları içerir: (16)

Sıcak veya soğuk kompresler. Etkilenen kulağa bir buz veya ısı paketi yerleştirin. Çok soğuk veya çok sıcak olmadığından emin olmak için bir havluya sarın.
Uyku pozisyonunuzu ayarlayın. Başınızı iki veya daha fazla yastık üzerinde dinlendirin, böylece etkilenen kulak vücudunuzun geri kalanından daha yüksek olur. Sol kulakta enfeksiyon varsa, sağ tarafınızda uyuyun ya da tam tersi.
Kulak Ağrısı Kendi Başına Gider mi?
Kulak ağrısı ve kulak enfeksiyonları genellikle kendiliğinden geçer. (3) Ancak aşağıdaki durumlarda doktorunuzu arayın: (2)

Çocuğunuzun yüksek ateşi, şiddetli ağrısı var veya kulak enfeksiyonunda normalden daha hasta görünüyor.
Çocuğunuzun baş dönmesi, baş ağrısı, kulak çevresinde şişlik veya yüz kaslarında güçsüzlük gibi semptomları var.
Şiddetli ağrı aniden durur (bu, kulak zarının yırtıldığını gösterebilir).
Belirtiler kötüleşir veya 24 ila 48 saat içinde düzelmez.
Önleme: Kulak Ağrısını Önlemek İçin İpuçları
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, bebeklerde ve çocuklarda kulak enfeksiyonlarıyla bağlantılı olan sigara içmeyin ve pasif içicilikten kaçının. (17) Tüm yabancı nesneleri kulaklarınızdan uzak tutun ve yüzdükten, duş aldıktan veya banyodan sonra kulaklarınızı dikkatlice kurulamak için her zaman zaman ayırın. Ayrıca yüzerken bone, kulak tıkacı takabilir veya özel olarak takılmış yüzme kalıpları kullanabilirsiniz.
submitted by alimirzayef to u/alimirzayef [link] [comments]


2020.08.23 16:09 biajansnet Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları Dijital Reklam Ajansı


Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça sorulan sorular için sayfayı aşağıya kaydır. Google’da insanların en çok sordukları soruları ele alarak cevap vermeye çalıştık. Biajans.NET olarak umarım sorularınıza yanıt olmayı başarmışızdır. Bu arada sorunuzun cevabı aşağıda yer almıyorsa bize mail atabilir yada Whatsapp üzerinden sorunuzu sorabilirsiniz.

WEBSİTEM YOK REKLAM VEREBİLİR MİYİM?

Evet verebilirsiniz. Reklam denildiğinde genellikle akla gelen Google Ads (Adwords) reklamları oluyor. Fakat reklamlar Google Adwords’den çok daha fazlası. Günümüzdeki teknoloji ile bugün sosyal medya üzerinden de reklam vermek mümkün. Eğer bu soruyu soruyorsanız muhtemelen websiteniz yoktur. Websitesi olmayanlara tavsiyem websitesi açmak yerine diğer reklam türleri ile başlamak olur. Örneğin; Facebook reklamları. Facebook büyük bir kitle ile reklam verebileceğiniz insanları demografik, yaş, cinsiyet, eğitim vs. gibi bir çok özelliğe göre kitlelere bölebileceğiniz, geniş bir reklam ağıdır. Üstelik Facebook reklam hesabınız üzerinden instagram içinde reklam verebilirsiniz. Sosyal medyada reklam hesabı oluşturup nasıl reklam verilir? Daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki bağlantıları kontrol edebilirsiniz.
İnstagram’da nasıl reklam verilir? Facebook’da nasıl reklam verilir? Youtube’da nasıl reklam verilir?
Sıkça Sorulan Sorular: Websitem yok reklam verebilir miyim?

GOOGLE'DA ÜST SIRALARA ÇIKMAK İÇİN NE YAPILIR?

Aslında bu websiteniz üzerinde nasıl çalıştığınıza bağlı olarak değişiklilik gösterir. İnternet sitenizin öncelikle arama motorlarına uyumlu bir şekilde hazırlanması gerekir. Sitenize ziyaretçi gelmesini istiyorsanız önce arama motolarının websitenizi sevmesi gereklidir. Web siteniz doğrudan erişimin dışında diğer kaynaklardan da ulaşılabilir durumda olmalı. Örneğin; bir başka web sayfasından yönlendirme, sosyal medyada etkinlik, blog ile desteklemek, backlink ve site içi site dışı bir çok çalışma gerekir. Bunu sağlamak için Google web araçları etkin kullanılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular: Google’da Üst sıralara çıkmak için ne yapılır?

GOOGLE'DA ARAMA SONÇLARINDA SİTEM GÖZÜKMÜYOR!

Sorunun birden fazla sebebi olduğunu hemen hemen herkes bilir. Başlıca sorunlardan birisi doğru yapılandırılamamış olmasından ve yetersiz kalmasından dolayı Google sizi indexleyemiyor olabilir. Web tasarımcılarının bir çoğunun bazen eksik yaptığı veya websitesinde eksik bıraktığı taraflar olur. Örneğin; sitenizin içeriklerini eksiksiz girse bile optimizasyonu yarım bırakabilir. Bunu sorgulayamazsınız çünkü Google optimizasyon işlemi uzmanlık ve bilgi gerektirir. Özetle bütçenize ve web tasarımcınızın profesyonelliğine kalmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular: Google’da arama sonçlarında sitem gözükmüyor!

GOOGLE REKLAMLARI İÇİN WEB SİTENİZİN OLMASI GEREKİR Mİ?

Kendinize ait site oluşturmak istemiyorsanız, sosyal sayfalardaki ( Facebook, İnstagram gibi ) açacağınız tanıtım sayfaları yada e–ticaret hizmeti sunan kuruluşların bünyesinde oluşturacağınız dükkan bölümünüze ait linklerle bağlantılı reklam çalışması yapılabilir.
Bu süreçte sunacağınız ürün ya da hizmetlerin niteliklerini belirlemeli, ulaşmak istediğiniz hedef kitle ve reklam bütçenizi ayarlayarak, Google çalışma ortağı bir ajansla yola çıkmanız hedeflerinize çok daha hızlı ulaşmanızı sağlayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular: Google reklamları için web sitenizin olması gerekir mi?

FACEBOOK’TA REKLAM VERMEYE NASIL BAŞLANIR?

Facebook reklamlarına bir ajans yada kendiniz-kişisel olarak başlayabilirsiniz, biajans.net uzman ekibi ile büyük ve küçük her türlü işletmenin dijital pazarlama, reklam faaliyetlerini ve hesap yönetimini sağlamaktadır.
Facebook reklamlarına biajans ile veya firma içinde kişisel yönetimiyle başlamak için temel ihtiyaçlarınız şunlardır.
Facebook sayfanız olmadan reklam verilemez, eğer Facebook sayfanızı instagram hesabınıza da bağlarsanız Facebook üzerinden Instagram reklamlarını da yönetebilirsiniz.Facebook reklam hesabınızla kampanyalar oluşturabilir, reklam setleri ayarlayabilir ya da yeniden hedefleme reklamları açabilirsiniz.
Facebook ile sadece metin odaklı reklamlar verilememektedir, reklamlarınızın doğru çalışması için en az 1 fotografa ya da 1 videoya ihtiyacınız olacaktır.Biz Facebook reklamları için videoların kullanılmasını öneriyoruz, bu sayede reklamlarınızdan daha fazla verim ve istatistik elde edebilirsiniz.
Sektörünüz yada ürününüzle ilgili hedef kitleyi iyi tanımalısınız ve detaylı hedeflemelerde daraltmaları kullanarak daha iyi hedeflemeler yapmalısınız.
Amaçlar ve tanımlar iyi yapılmış olmalı, hedef kitlenizi iyi seçtikten sonra kampanya türünüzü en iyi şekilde ayarlamalısınız, trafik reklamları ile ilk öncelik satış olmayacaktır, aynı şekilde marka bilinirliği reklamları ile doğrudan bir trafik artışı beklenemez, hedef kitle ve firmanın reklam amacına göre reklam türünüzü iyi optimize etmelisiniz.
Facebook Pixel veri takip kodunun web sitenize entegre edip doğru çalışmasını sağlayarak tıklama başına maliyetler gibi parametrelerinizi takip edebilirsiniz.
Not: Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için Facebook Özel Kitleler Nasıl Ayarlanır? adlı yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: Facebook’ta Reklam Vermeye Nasıl Başlanır?

İNSTAGRAM REKLAMLARINI NASIL VEREBİLİRİM?

İnstagram Reklamlarını Facebook üzerinden oluşturuyoruz. Başlamak için, Facebook’un reklam yöneticisi bölümüne gidin ve “oluştur ” seçeneğine tıklayın. Tabi bir Business hesabınızın olması gerekiyor.
Yapmanız gereken ilk şey, reklam verme amacınızı seçmektir. Reklam verme amacı, potansiyel müşterileriniz reklamınızı gördüğünde yapmasını istediğiniz eylemdir.
Ya da Sadece marka bilinirliğinin arttırılmasını mı istiyorsunuz ?
O zaman marka bilinirliği seçeneğini seçmelisiniz.
Satış mı yapmak istiyorsunuz ?
o zaman dönüşüm reklamları arasından bir seçenek seçmelisiniz.
Müşterilerinizin form mu doldurmasını istiyorsunuz ?
Yanında bir huni amblemi olan potansiyel müşteri bulma yani form reklamlarını seçmelisiniz.
Tam olarak hangi eylemleri yapmak istediğinizi düşünün ve bu hedefi reklam oluştururken seçin.
Daha detaylı bilgi edinmek için; İnstagram Reklamları isimli sayfamıza bir göz atın.
Sıkça Sorulan Sorular: İnstagram Reklamlarını nasıl verebilirim?

REKLAMLARIMIN GOOGLE’DA 1. SIRADA OLMASINI NASIL SAĞLAYABİLİRİM?

Ortalama olarak, arama sonuçlarının ilk sayfasında veya üst kısmında gösterilen reklamlar, diğer arama sonuçları sayfalarındaki reklamlara kıyasla çok daha fazla tıklama alır. Google Ads, reklamların bu değerli konumlarda gösterilmesini sağlamak için teklifleri belirlerken kullanabileceğiniz tıklama başına maliyet (TBM) teklif tahminleri sağlar.
Bu makalede ayrıca ilk sayfada görünme, sayfa üstünde görünme ve ilk konum teklifi tahminleri ve bunların nasıl bulunacağı açıklanmaktadır.

Teklif tahminleri hakkında

Bir arama sorgusu anahtar kelimenizle tam olarak eşleştiğinde reklamlarınızın arama sonuçlarının ilk sayfasında gösterilmesine yardımcı olmak için, Anahtar kelimeler sekmesinde 3 tür teklif tahmini vardır.
İlk sayfa teklifi tahmini: reklamın, arama sonuçlarının ilk sayfasında herhangi bir yerde gösterilmesi için belirlemeniz gereken tahmini teklif tutarıdır.
Sayfanın üstünde görünme teklifi tahmini: Reklamın, ilk sayfadaki arama sonuçlarının üstünde yer alan reklamlar arasında gösterilmesi için belirlemeniz gereken tahmini teklif tutarıdır.
İlk konum teklifi tahmini: Reklamınızın ilk reklam konumunda gösterilmesi için ayarlamanız gereken tahmini teklif tutarıdır.
Kaynak: Google Ads Yardım
GOOGLE’DA REKLAM VERMEK İSTEYENLER İÇİN 10 İPUCU
Sıkça Sorulan Sorular: Reklamlarımın Google’da 1. sırada olmasını nasıl sağlayabilirim?

GOOGLE’DA ÜST SIRALARA ÇIKMAK İÇİN SEO MU YOKSA GOOGLE ADWORDS MÜ?

Bu aslında sizin ne kadar aceleniz olmasına bağlı olarak tercih meselesidir. Yani kısaca anlatmak gerekirse, eğer yeni başlamış ve 1 yıl sonrası için bir satış yada hizmet planınız varsa bu 1 yıl için reklam vermeniz çok bir şey değiştirmez. 1 yıl boyunca SEO ile web sitenizi destekleyebilir ve sonrasında zamanı geldiğinde reklam verebilirsiniz.
Bir diğer yoldan siteniz aktif ve hizmet veren bir web sitesiyse ve organik aramalarda google’da çok gerilerdeyseniz potansiyel müşterileriniz size ulaşamaz. İşte burada da Adwords devreye giriyor. Yani SEO yapılmamış bir sitenin alt yapısı çok sağlam olmadığından senelerce hizmet vermiş olsun yinede google’da 1.sayfaya gelemez böyle bir durumda reklam vermek en mantıklı yoldur.
Bir diğeri ise ikisi bir arada, yani hem SEO hemde Adwords ile ilerlemek. Bu en çok önerdiğim yoldur. Çünkü Google’da reklam verirken bile, örneğin seçtiğiniz anahtar kelimeler bile sayfanızda yer almıyorsa kalite puanınız düşer. Yine aynı zamanda doğru açılış sayfalarınız yoksa seçtiğiniz anahtar kelimeyi mecburen aanasayfaya yada en yakın olan bir sayfaya yönlendireceksiniz ve buda adwords için alakasız olacaktır, kalite puanınız düşecektir. Bu arada Adwords’de kalite puanının düşük olması rakiplerinizden daha fazla para harcayarak reklam vermeniz anlamına gelir.
Ayrıca her zaman reklam verecek bir bütçeniz olmayabilir. Haftanın 3 günü reklam verdiğinizi düşünürsek geriye kalan 4 gün Google’da kaybolucaksınız. Yani görünmeyeceksiniz. Tabi SEO’nuz yoksa!
Konuyu daha kapsamlı anlattığım yazımalarıma bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Google’da Reklam Vermek İsteyenler İçin 10 İpucu SEO Anahtar Kelimeler Nelerdir? Sayfa İndirme Hızı Neden Önemli?
Sıkça Sorulan Sorular: Google’da üst sıralara çıkmak için SEO mu yoksa google Adwords mü?

WEB SİTEM KAÇ GÜNDE HAZIR OLUR ?

Web sitem kaç günde hazır olur? Web sitesi yaptırırken neler istediğinize bağlı olarak bu süre değişir. Örneğin tek seferlik bir site kurulumu (Sadece site kurulumu ve içerikleri girme) ortalama max 7-8 gün sürer. Fakat siteye SEO yapılacak mı? Reklam hesapları kurulacak mı? Sosyal medya hesap kurulumu-paylaşım planlama-yönetimi, backlink özel tasarım, Logo, Kurumsal kimlik oluşturma gibi bir çok şey sitenin yapılma süresini uzatır. Örneğin bir SEO yaptırmak istediğinizde aslında yukarıdaki her şeyi istemiş oluyorsunuz. Ve SEO en kısa süre olarak 6 ayda tamamlanıyor.
Peki 6 ay boyunca site kullanılmayacak mı? Tabiki kullanılacak site 1 hafta içinde kullanıma açılıyor. Sadece Google’da değerli bir konuma gelmesi, yani potansiyel müşterilerin sizi görebilmesi en az 6 ay sürüyor.
Yani kısacası düz bir sitenin tamamlanması en geç 7 gün sürer diyerek sorumuzu yanıtlamış olalım.
Sıkça Sorulan Sorular: Web sitem kaç günde hazır olur ?

İNSTAGRAM REKLAM FİYATLARI NEDİR?

İnstagram reklam fiyatları talepleriniz ve rekabetinize göre değişiklik gösterir. Bu sizin ne kadar rekabete gireceğiniz ve ne kadar kişiye gösterim yapacağınıza bağlı olarak değişir. İnstagramda reklam verirken belirleyeceğiniz tarihler yine bu fiyatı değiştirir. Yada süresiz yayınlamak gibi.
Mesela bir reklam oluşturup günlük 50 tl bütçe vererek ve süresiz yayınla diyerek reklamınızı oluşturdunuz. Bu reklam 50 tl günlük olarak her gün yayınlanacaksa aylık sizin reklam bütçeniz 1550 TL olur. Bunu aylık değilde sadece hafta sonları yayınlamak haftalık 100 TL harcamanızı sağlar. Tabi bunun yanı sıra verdiğiniz rakam karşılığında gösterim sayınızda düşü yada artış olabilir.
Google ads’de olduğu gibi Sosyal medya reklamlarında da gösterim başına ücret ve rekabet vardır. Doğru kitleyi seçmediğiniz taktirde belirlediğiniz rakamı harcarsınız fakat sitenize tıklama yada telefonunuza arama alamazsınız. Buda sizi zarar ettir.
Eğer instagram’da reklam vermek istiyor ve reklam konusunda tecrübesizseniz kendi başınıza vermemenizi bir uzman ile çalışmanızı tavsiye ederim.
İnstagram Reklamları sayfamızı inceleyerek daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: İnstagram Reklam Fiyatları nedir?

REKLAM VERMEK İÇİN NE YAPMALI?

Reklam vermeden önce karar vermeniz gerekiyor. Peki neye?
Tabiki reklamı nerede vereceğinize. Gogole Adwords’de mi? Yoksa sosyal medyada mı?
Buna karar verdikten sonra ise gerekli kaynaklara sahipmisiniz? Websiteniz varmı? Reklam vermeye müsait sayfalar var mı? Yada Sosyal medya hesap profillerimin durumu ne?
Reklam vermek kolay gözükebilir ama bir çok etken verdiğiniz reklamın kalitesiz olmasını sağlayabilir. Örneğin Adwords’de bir reklama çıktınız Ads’de ki anahtar kelimelerinizin web sitenizde olmaması kalite puanınızı düşürür. Ve kalite puanınızın düşmesi, rakiplerinizden daha fazla para harcayarak aynı yerde bulunmanızı sağlar. Öte yandan insanlar reklama tıkladıktan sonra açılan bir sitenin görünümüne açılma hızına bakarlar doğru sayfada olup olmamaları müşterilerinizin kararlarını değiştirir. Örneğin geç açılan bir site için potansiyel müşterileriniz beklemez zaman onlar için olduğu gibi hepimiz için önemlidir ve internette hızlı gezinebildiğimiz bir zamanda sitenizin yavaş açılmasına kim sabredebilir ki?
Yukarıda anlattığım bir kaç benzetme reklam vermeden önce düşünmeniz gerekenlerdi. Şimdi “Reklam vermek için ne yapmalı?” sorusuna gelelim..
Diyelim ki reklam vermek için hazırsınız. Ve kararlısınız.
Reklam vermek için bir uzman ile çalışmanız gerekiyor. Eğer bu konuda tecrübeniz yoksa büyük geri dönülmez hatalara sebebiyet verebilirsiniz. Reklamı kendiniz vermek istiyorsanız eğer, bununla ilgili makaleler okuyup videolar izlemeniz gerekiyor. Hatta kursa giderek bir sertifikasyon programına girmeniz gerekli bunu bir meslek haline getirmeniz gerekiyor.
Ve sonrasında da yapmakta olduğunuz hale hazırda ki işinizi bırakabilirsiniz artık reklam uzmanısınız. 🙂
İşin espirisi bir kenara insanlar reklam için bir uzman kiralamak yada bir ajans ile çalışmayarak reklamı küçümseyip bende yapabilirim diyor. Ve yapıyor’da fakat yapabildiği tek şey videolarda izlediği gibi bir reklam kampanyası oluşturmak. Fakat reklam bütçesi eksilirken müşterisi reklamdan gelmiyor.
Genel bir istatistiğe göre küçük işletmelerin %67 si önce reklamı kendi veriyor ve sonrasında bir ajans ile çalışmaya başlıyor.
Sıkça Sorulan Sorular: Reklam vermek için ne yapmalı?

NASIL İLK SAYFADA ÇIKABİLİRİM?

İlk sayfaya çıkabilmenizin bir den fazla yolu vardır. Sitenizin google’ın istediği gibi yayınlanması bunların en başında geliyor. Bu çok kapsamlı ve detaya giren bir konu. Örnek vermek gerekirse, İlk sayfaya çıkmanızı sağlayacak en önemli olay SEO’dur. SEO olan bir sitesi doğru seo yapılmasıyla birlikte zamanla ilk sayfaya çıkabilir.
Bir diğer yol ise Google Ads ile ilk sayfaya reklam olarak çıkabilirsiniz. Bu SEO’ya göre daha az zaman içinde 1 sayfaya çıkmanızı sağlar. Fakat reklam bütçenizin bitmesi ile 1 sayfada kalma sürenizde dolar.
Bu sebepten en iyi yol SEO ile 1 sayfaya çıkmaktır.
Dilerseniz aşağıda ki bağlantılara tıklayarak konuyla alakalı içeriklerimizi inceleyebilirsiniz.
Google’da Reklam Vermek İsteyenler için 10 İpucu Dijital Reklam Ajansı Nedir? Seo Anahtar Kelimeler Nedir?
Sıkça Sorulan Sorular: Nasıl İlk Sayfada Çıkabilirim?

WEB TASARIM NEDİR?

Web tasarımı, web sitesinin arama motorlarında erişilebilirliğini sağlayan, ana hatları ile kişi ve kurumları, ürün ve hizmetleri tanıtan grafik ve metinlerin bir araya geldiği kaliteli bir çalışmadır. Web tasarım nedir? denildiğinde kısaca kişi ve kurumların dijital ortamda görünen yüzü denilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular: Web Tasarım Nedir?

GOOGLE ADWORDS NEDİR?

İnsanlar Google’a bir çok şey sorarlar.. Örneğin; Google Adwords nedir? yada Çengelköy’de Pizza gibi aramalar yaparlar. Bu kelimelere reklam verdiğinizde ise bu soruyu soran kullanıcının karşısına, reklamınız sayesinde sizin siteniz gösterilir. Anahtar kelimeler örnekti. Bunu kendi sektörünüz kendi hizmetlerinize göre değişen anahtar kelimeler ile kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Örneğin bir rent a car hizmeti veriyorsanız ve üsküdar’da hizmet veriyorsanızı reklam Adwords’de reklam verirken “Üsküdar’da araç kiralama” anahtar kelimesini eklediğinizde google bu kelimeyi yazan üsküdarda araç kiralama arayan kullanıcılara reklamınız gösterilir.
Yani kısacası, Google Adwords, Google aramalarda ve haritalarda işletmenizin sunduğu ürün veya hizmetlerin kullanıcılara daha kolay ulaşabilmesini sağlayan bir internet reklamcılığı sistemdir.
Sıkça Sorulan Sorular: Google Adwords Nedir?

WEB TASARIM NEDEN ÖNEMLİDİR?

Web tasarım önemlidir. Çünkü düzgün ve kaliteli tasarlanmış bir web sitesi kullanıcıların gözünden bakıldığında zaman geçirmek için kayda değerdir. Ayrıca web tasarımı sadece kullanıcı açısından değil google içinde çok önemlidir. Sitenize puan verir ve index değerinizi hızlandırır. Doğru yapılmış bir tasarım ile hem masaüstü bilgisayarlarda hemde telefon, tablet gibi diğer mobil cihazlarda duyarlı çalışır.
Yani aslında web tasarım yaparak markanızı kullanıcılara ve Google kimlik olarak imaj olarak algılattırır.
Sıkça Sorulan Sorular: Web Tasarım Neden Önemlidir?

RESPONSİVE TASARIM NEDİR?

Responsive duyarlı anlamına gelmektedir. Yani kısacası web sayfanızın bilgisayarlardaki görüntüsünün bozulmadan tablet, telefon gibi mobil cihazlarda da aynı kalitede ufaltılmış duyarlı halidir.
Sıkça Sorulan Sorular: Responsive Tasarım Nedir?

SEO'NUN FAYDALARI NELERDİR?

Aslında bu soru çok genel ve uzun cevaplara dayanıyor. Fakat kısaca anlatmak gerekirse Seo 7/24 ücretsiz reklam vermek gibidir.
Google ads ile reklam vererek 1. sayfa da yer alabilirsiniz. Ama bunun için ödeme yapmanız gerekmektedir.
Fakat SEO ile hazırlanmış veb sitesi çalışma yaptığınız anahtar kelimelerde Google’da 1. sayfada ücretsiz ve kesintisiz olarak gösterilirsiniz.
Tabi SEO uzun vadede devamlılık gerektiren bir yoldur. Minimum 6 ay seo çalışması ile belirlenen çalışılmış kelimelerde yükselirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: SEO’nun faydaları nelerdir?

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ NEDİR?

Sosyal medya yönetimi; Dijital ortamda sayfa ve hesapların kullanılırken bunun nasıl olması gerektiğini, nasıl yollar izleneceğini, herhangi bir durum karşısında hangi yöntemlere başvurulacağını, marka tanıtım ve yönetimlerinin nasıl olması gerektiğini ve tüm bunların düzenli ve uyumlu bir şekilde yönetilmesine verilen addır. Sosyal medyanın günümüzde sahip olduğu yer çok güçlüdür.
Hedef kitle belirleme sosyal medya yönetimin en önemli noktalarındandır. Yaş aralığı, cinsiyet, ilgi alanları belirlenen kitlenin bilinmesi gereken unsurlarındandır. Hedef kitlenin ilgisini çekmek adına anket yapılabilir. Ve hatta özel günlerde verilen hediyelerle birçok kişi çekilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular: Sosyal Medya Yönetimi Nedir?

MOBİL SEO NEDİR?

Mobil SEO sitenizin iç seo ayarlarını yapmanız gibi mobilede de etki edeceğini bilmelisiniz.
Eğer web sitenizi zaten arama motorları için optimize ettiyseniz, mobil SEO çalışmaları için çok da yorulmayacaksınız diyebiliriz.
Bir mobil sitenin dizaynı, kullanıcılar ve arama motoru botları için çok önemlidir. Mobil dizayn ile ilgili yapılması gerekenler:

Responsive Tasarım mı, Ayrı Mobil Site mi?

Web siteniz Mobil uyumlu değilse, vermeniz gereken en önemli karar: Mobil sitenizin; responsive mi, dinamik mi yoksa ayrı mobil site mi olacağıdır.
Sıkça Sorulan Sorular: Mobil SEO Nedir?

ORGANİK ARAMA NEDİR?

Sitenize SEO uyguladığınızda reklam vermeden google aramalarda potansiyel müşterileriniz tarafından bulunmanızı sağlayan aramaya verilen isim Organik Aramadır.
Organik aramalarda yani reklamsız ücretsiz googleda arandığınızda bulunabilmeniz SEO ile mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular: Organik Arama Nedir?

GOOGLE REKLAMLARI İÇİN ANAHTAR KELİME NEDİR?

Google reklamları için anahtar kelimeler sektörel olarak değişir. Her sektör için farklı anahtar kelimeler kullanılır. Örneğin bir ayakkabı satıcısının anahtar kelimeleri ile araba kiralama firmasının anahtar kelimeleri ortak değildir. Sektöre göre değişiklik göstermektedir.
Anahtar kelimelerinizi ayarlarken bu kelimeleri reklamlarda kullanmadan önce sitenizde de yer aldığına dikkat edin.
Sıkça Sorulan Sorular: Google reklamları için anahtar kelime nedir?

NEDEN İNSTAGRAM REKLAMLARI?

İnstagram reklamları google reklamları (Google Ads) farkı tamamen sizin yaptığınız işe bağlıdır. İnstagramda ki kullanıcı kitlesi sizin potansiyel müşteriniz olabilir. Yada Google aramalarda ki. Bu tamamen sizin verdiğiniz hizmetle ilgilidir.
Örneğin; Sizin kitleniz gençlerden oluşan ve sadece erkekleri baz alabileceğiniz bir kitle var. Ve bu kitleye Yüzme etkinliği yapıyorsunuz. Bunu adwords’de yapmanız daha zor ve uğraş gerektirir. Fakat instagram üzerinden bu genç kitleye görseller ile yada video ile bir reklam paylaşarak daha kısa ve net bir şekilde ulaşabilirsiniz.
Fakat dediğim gibi bu kitleye adwords’de de ulaşabilirsiniz. Bu tercih meselesidir. Fakat bazı durumlarda adwords bazen instagram ve hatta bazen kitlenizin facebook’da olduğunu görebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: Neden İnstagram Reklamları?

FACEBOOK REKLAM MODELLERİ

Facebook size reklam verme amacınıza uygun modeller sunar. Bu reklam modelleri temelde şöyledir;
1) İnternet Sitesi Tıklamaları
2) İnternet Sitesi Dönüşümlerini Artırma
3) Sayfa Tanıtımını Yapma
4) Gönderileri Öne Çıkarma
5) Uygulama Yüklenmesini Sağlama
6) Uygulama Etkileşimini Artırma
7) İşletmenizin Yakınındaki Kişilere Erişme
8) Etkinlik Katılımını Artırma
9) İnsanların Teklifinizi Almasını Sağlama
10) Video görüntülemeleri
Sıkça Sorulan Sorular: Facebook Reklam Modelleri

FACEBOOK REKLAMLARI ETKİLİ Mİ?

Bu soruyu yanıtlamadan önce Facebook’un kullanım oranlarına dair kısa bir bilgi verelim. Facebook, son rapora göre toplamda aylık 2,13 milyar kullanıcıya sahip. 7,6 milyar olan dünya nüfusu göz önünde bulundurulduğunda her 3-4 kişiden birinin aktif olarak Facebook kullandığını söyleyebiliriz. Üstelik Facebook’ta hemen hemen her kesimden kullanıcı bulunuyor. Her yaştan, cinsiyetten ve meslekten kullanıcının yer aldığı Facebook’ta bu kadar çok kullanıcının olması da markaları bu kanaldan reklam yayınlamaya yönlendirdi.
Öncelikle yeni kurulan bir markanız varsa veya Facebook’ta yeni bir sayfa açtıysanız reklam çalışması oluşturmalısınız. Çünkü Facebook’un algoritması değişti. Yeni algoritmaya göre Haber Kaynağı’nda yani ana sayfada kişisel Facebook hesaplarının paylaşımları yer alacak. Bu sebeple markaların işletme sayfalarında gönderi paylaşmaları yeterli değil. Kendilerini ön plana çıkarabilmek, kullanıcıların görmesini sağlamak için reklam yayınlamak şart. Üstelik yeni kurulan bir Facebook hesabı için sayfa beğeni reklamı açılmalıdır. Mevcut takipçisi olmayan veya az olan işletme sayfalarının etkili olabilmesi de oldukça zor.
Daha fazla bilgi edinmek için Facebook Özel Kitleler Nasıl Ayarlanır? isimli yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.
Sıkça Sorulan Sorular: Facebook Reklamları Etkili mi?
Biajans Reklam Ajansı olarak güçlü ve deneyimli bir ekibe sahip dijital reklam ajansıyız. Reklam hesaplarının yönetimi dışında Google Ads, SEO, Web Tasarım, Video Prodüksiyon, İnstagram Reklamları, Facebook Reklamları ve Youtube Reklamları için de bize ulaşabilirsiniz. Sitenizi ücretsiz olarak analiz etmek için bize bilgilerinizi bırakın.
Daha fazla bilgi için; https://biajans.net/sikca-sorulan-sorula
Daha fazla sormak istediğiniz soru varsa

Bizimle Konuşmaktan Çekinmeyin

Tek seferlik Ads Kampanyası oluşturmak mı istiyorsun? Yoksa reklam hesabının aylık yönetilmesini mi? Eğer hala karar veremediysen bizimle iletişime geç birlikte karar verelim.
Bunlardan birine ihtiyacın olabilir; Web Tasarım, SEO, Sosyal medya reklamları veya Logo tasarımı. Aşağıdaki E-posta hesabına mail atabilir yada direk arayabilirsin.
Email [[email protected]](mailto:[email protected])
Call Now! +90 530 460 6357
submitted by biajansnet to u/biajansnet [link] [comments]


2020.08.12 03:02 karanotlar Büyük şirket iflaslarına hazırlık: Dev bankaları batık kredi telaşı sardı

Uluslararası bankaların yeni tip koronavirüs Covid-19 nedeniyle batık krediler için ayırdığı karşılıklar 2008 finansal krizi sonrası en yüksek düzeyine çıktı.
Citigroup verilerine göre, Avrupa bankaları 56 milyar euro, ABD bankaları 76 milyar dolar olmak üzere toplamda 139 milyar dolarlık batık kredi karşılığı ayrıldı.
Küresel sokağa çıkma kısıtlamaları ve seyahat engelleri sebebiyle iflasın eşiğinde olan milyonlarca şirket sebebiyle bankacılık sektörü 2008 finansal krizinden bu yana en derin mücadelesini veriyor. Hükümetler ve yasa yapıcılar sistemi destelemek, kredi akışı ile piyasalarda operasyonlarının devamlılığını sağlamak ve maaş teşvikleri ile haneleri ayakta tutmak için trilyonlarca dolar önlem paketleri açıkladı.
Euro Bölgesi’nde halihazırda negatif düzeyde olan faiz oranları da ABD’de sıfıra ve İngiltere’de yüzde 0,1’e indirilerek bankaların kredi marjları üzerindeki baskıyı artırdı.
Dünya gazetesinde yer alan habere göre, uzmanlar, hala 12 yıl önceki krizden toparlanmaya çalışan küçük ve zayıf şirketler için Covid-19’un ölümcül olabileceği uyarısını yapıyor. Büyük şirketler için ise borsa yatırımcılarının atağa geçtiği bir dönemde zayıf kârlar, yetersiz destekler ve temettülerin yok olduğu bir ortamda, bıçak sırtı bir hayatta kalma mücadelesinin gündemde olduğunu belirtiyorlar. Bu dönemde, Avrupa bankalarına kıyasla daha güçlü gelirler açıklayan ABD bankaları daha az zarar aldığı da ifade ediliyor.
Bu dönemde büyük kredi kayıpları en büyük endişe olarak öne çıktı. Covid-19 salgının altıncı ayında rakamlar zayıflamaya başladı. ABD’nin en büyük 15 bankası öngörülen batık krediler için toplamda 76 milyar dolar ayırırken, Avrupa bankalarında ise bu rakam 56 milyar euro oldu.
Citigroup verilerine göre söz konusu bankaların 139 milyar dolar değerindeki toplam kayıp kredi karşılıkları, 2009’un ikinci yarısında Bear Sterns ve Lehman Brothers gibi şirketlerin iflasına yol açan 2008 finansal krizindeki 189 milyar dolar düzeyinden sonraki ikinci en yüksek seviyede.
Daha fazla bankayı inceleyen Accenture danışmanları ise, batık kredilerin oluşturacağı kayıpların 2022 sonunda 880 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Kayıp kredi karşılıkları finansal krizin bir sonucu olarak yeni küresel muhasebe kuralları sebebiyle artıyor.
JPMorgan ikinci çeyrek sonuçlarına göre, 998 milyar dolarlık toplam borç portföyünden 1,6 milyar dolar sildi.
Mortgage kredisi sağlayan İngiliz Lloyds da, geçen üç yılın ortalamasına oranla daha düşük seviyede kalsa da yıl başından bu yana 38,4 milyar sterlinlik küçük kredi portföyünden sadece 10,5 milyon sterlinlik borç sildiğini açıkladı.
Ancak, banka yöneticileri 440 milyar sterlinlik kredi portföyü içinde bu yıl sonundaki sorunlu kredi miktarının 5,7 milyar sterline ulaşabileceğini de vurguladı.
Toplamda 356 milyar Sterlin değerinde varlık yöneten Aviva Investors fon operasyon sorumlusu Jaime Ramos Martin, krizin sonunda doğacak olan kredi kayıplarını tahmin etmeye çalışmanın sonuç vermeyeceğini söyledi. Morgan Stanley, tarihinin en yüksek çeyrek gelirini açıklarken, sabit getirili işlem getirisinin yüzde 168 arttığını da açıkladı.
Avrupa bankaları net varlıklarının defter değerlerine oranı ortalama yüzde 48’i ile işlem görürken ABD’li bankalarda bu oran yüzde 89 düzeyinde. Yüzyıldan fazla tarihe sahip Barclays (17,4 milyar euro), Deutsche Bank (15,6 milyar euro) ve UniCredit’in (17,2 milyar euro) toplam değeri, 2011’de kurulan 72 milyar dolar değerindeki (61 milyar euro) video konferans şirketi Zoom’dan daha düşük.
Toplamda 1,5 trilyon euro bilançosu ve 2019’daki 3,2 milyar euroluk geliriyle Fransa merkezli Societe Generale’in hisse senedi fiyatı 2020’de yüzde 60 düştü. Şirketin 11 milyar euroya gerileyen değeri de, iş yeri mesajlaşma uygulaması Slack’in (14 milyar euro) altına indi.
Lloyds, Credit Suisse ve BNP Paribas’ın en büyük hissedarlarından ve toplamda 90 milyar dolarlık varlık yöneten Harris Associates Başkan Yardımcısı David Herro, ekonomilerin toparlanma yolunda olmasına ve sermaye ve nakit pozisyonlarının yeterince güçlü seyretmesine rağmen banka değerlerinin 2009’dan daha kötü bir durumda olduğuna dikkat çekti.
Euro Bölgesi’nin en büyük bankalarından Santander Yönetim Kurulu Başkanı Ana Botin, martta pandemi sebebiyle banka gelirlerinin yüzde 5 düşebileceğini öngörmüştü. Bu öngörüden dört ay sonra Santander kredi kayıpları için 7 milyar euro ayırdığını duyurdu ve İspanyol banka 163 yıllık tarihinde ilk kez çeyreklik zarar açıkladı.
Barclays ve HSBC, ikinci çeyrek net gelirleri de sırasıyla yüzde 91 ve 96 düştü. ABD’de 9,5 milyar dolar değerindeki batık kredi karşılığı ayıran Wells Fargo’da 2,4 milyar dolar zarar açıklarken Citi, Bank of America ve JPMorgan’ın kârı da yüzde 50’in üzerinde geriledi.
Gelirleri artırmak ve özellikle Avrupa’daki bankaların halihazırda anemik düzeydeki kârlarını korumak için maliyetleri daha fazla azaltması gerekiyor. HSBC ve Deutsche Bank, martta daha önce açıklanan işten çıkarmaların ertelendiğini açıklamıştı. Fakat iki aydan kısa bir süre sonra işten çıkarmalar devam etti.
https://ahvalnews-com.cdn.ampproject.org/c/s/ahvalnews.com/tekonomi/buyuk-sirket-iflaslarina-hazirlik-dev-bankalari-batik-kredi-telasi-sardi?amp
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.30 19:01 karanotlar Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine

Murat Özden
Doğduğum yer olan Gönen’in Balcı köyüne ilkokul açıldığında 3,5-4 yaş arası bir yerdeydim. 1958 - 1959 öğretim yılı öyle bir yerlere tekabül ediyor. Okulun ilk açıldığı günü bugünkü gibi net hatırlıyorum. Biraz yaşları gecikmiş olarak ilkokula başlayan ağabeyim ve ablamla birlikte ben de okula gideceğim diye tutturmuş, kıyameti kopartmıştım. Ama "Sen küçüksün, daha okula gidemezsin" itirazlarına çok gücenmiştim.
Ağabeyimle ablamın okulda o gün ne yaptıklarını çok merak etmiştim. Ağabeyim okuldan gelir gelmez babama dönmüş, "Hepimizin anası, hepimizin babası, büyük kurtarıcı, ulu önder kimdir?" diye sormuştu. Babam önce soruyu anlamamış, sonra işi toparlamış ve "Neşujur ari - Körü diyorsun" demişti. Benim Atatürk ismiyle birlikte duyduğum ünvanı "Neşu - Kör" olmuştu. İnönü’nün ise evimizdeki ve tüm Çerkes evlerindeki ünvanı ise "Degu-Sağır" idi.
Okulun açıldığı ilk gün, öğretmen sınıfa çerçevelenmiş bir resimle girmiş ve "Bu resimdeki kişiyi kim tanıyor?" diye sormuştu. Ama o gün sınıfta bulunan çocukların hiçbiri resmini ilk defa gördükleri bu adamı tanımamıştı. O gün öğretmen gün boyunca Atatürk'ün ne büyük bir kahraman olduğunu anlatmış ve küçücük çocukların kafalarına adeta onu çakmıştı.
Peki bizim evimizde ve tüm Çerkes köylerindeki evlerde Atatürk’e Neşu, İnönü’ye de neden Degu deniyordu?
Çünkü, Atatürk'ün yaratmak istediği tek tipçi ırkçı ulus sistemi Çerkesler’in mantalitesine ters geliyor, desteklemiyorlardı. Bu nedenle Çerkesler’in yok edilmeleri için ne yapılması gerekiyorsa yapılıyordu. Uğradıkları bu insanlık dışı baskı ve zulümlerden dolayı Atatürk ve İnönü bu lakaplarla anılıyordu.
Türkiye'de uygulanan dil yasakları Çerkeslerle birlikte Kürt, Laz, Pomak, Arnavut, Yahudi, Ermeni, Rum, Çingene, Arap, tüm halkları asimile etmeyi amaçlıyordu. Şapka kanunu ile kılık kıyafet kanunu her türlü etnik belirtiyi yok ederek asimilasyona hizmet ediyordu.
Gönen - Manyas Çerkesleri sürgüne tabi tutuluyor, 1923 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, daha Cumhuriyet ilan edilmeden ilk imha operasyonu Çerkesler’e karşı uygulanıyordu. Yapılan bu operasyonlarla Çerkesler sindirilip, devletin yanına çekiliyordu.
Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere karşı uygulanan inkar, imha ve asimilasyon politikaları sonuç vermemiş, Kürt meselesi, Türkiye'nin önündeki çözülmesi gereken en büyük sorun olarak durmaktadır.
1932 yılında, Trakya Yahudileri’nin yok edilmesi, 1942 yılında çıkarılan varlık vergisi kanunu ile tüm Müslüman olmayan etnik toplulukların mal varlıklarına el konularak çalışma kamplarına sürülmeleri ve ülkeyi terk etmeye zorlanmaları uygulanan asimilasyon politikalarının bir parçasıydı.
Kemalizmin dindar kesimlerle de büyük sorunları olmuştur. Aydınlanma çağını yaşamamış, dinde reform gerçekleştirmeyi bir ihtiyaç olarak görmeyen bir topluma tepeden inmeci yeni bir din anlayışı dayatmaya kalkılması tepkilere yol açmıştır. Bugün dindar kesimlerde, Kemalizme ve Atatürkçülüğe içten içe bazen de açıktan açığa kin ve nefret dalgasının nedenlerini bu tepeden inmecilikte aramak gerekmektedir.
Sol kesimlere karşı da çok acımasız operasyonlar yapan Kemalist devletle solcuların ilişkisini anlatmak başlı başına ayrı bir yazı konusudur. TKP, Dev-Genç, THKO gibi çizgiler, Kemalizmle uzlaşırken; Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve İbrahim Kaypakkaya dışında Kemalizm’e doğru düzgün eleştiri getirebilen sol bir düşünce akımı da olamamıştır. Türkiye solunun en büyük hatası Kemalizmi anti emperyalist ve sol olarak nitelemesidir. Oysa Kemalizm, döneminde İtalyan faşizmini kendine örnek olarak almış bir uygulamalar bütünüdür.
Türkiye Halklarına karşı her türlü işkence ve eziyet üzerine kurulmuş olan Kemalist rejimi savunanlar "Mustafa Kemal bu yapılanları yapmak zorundaydı” diyerek uygulanan işkence ve asimilasyon yöntemlerini savunmaktadırlar. Türkiye cumhuriyeti ile aynı dönemde hayata geçmiş olan Sovyetler Birliği’nde "Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı" ilkesi çerçevesinde her halkın kendi anadilinde eğitim yapması savunulmuş ve desteklenmiştir. Bu sayede, anavatanımızda büyük bir Çerkes edebiyatı doğarken ve gelişirken, Türkiye'de Kemalist rejimin uygulamalarından ötürü, değil yazılı bir edebiyat ürünü, Çerkes dili ve kültürü hızla yok olma noktasına gelmiştir.
Onun için, Çerkesler de Kkemalist rejime karşı, Çerkeslerin haklarıyla birlikte tüm Türkiye halklarının haklarını savunmak için demokratik bir Türkiye'den yana olmak zorundadırlar.
Atatürk, sadece Türklerin atası olmayı seçmiştir. Çerkeslerin, Kürtlerin, Lazların, Arapların, Pomakların, Ermenilerin atası olmayı tercih etmemiştir. Tam tersine, Türkler dışındaki tüm etnik halkları yok etmek isteyen ırkçı bir rejim yaratmıştır. Bu rejimi yaratan kişi Çerkeslerin atası olmayı hak etmemiştir.
Atatürk paylaşımları yapan Çerkesler, maalesef bu gerçeklerin farkında değiller. Onlara, gerçeklerin anlatılarak rehabilite edilmeleri gerektiğini bilmek beni gerçekten üzüyor.
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.25 11:15 Asusnur GRRM - 2001 Söyleşileri - 4

Bu çeviri @
7 Haziran 2020
Üstad Aemon hisar ve Gece gözcüleri için ayrı ayrı yemin etti. Diğerleri için de geçerli bir durum.
Dorne kadınları savaşır mı? Bazıları, evet. Örneğin KumYılanları. Ama bu bir kural değil. Nymeria bir savaş lideriydi ama bir savaşçı değildi - yani bir askerden çok bir komutandı.-
Yoksa Dorn’un“eşitliği” sadece en büyük oğul yerine en büyük çocuğun mirasçı olmasından ibaret mi? Bu en büyük olanı; ancak gelenekleri farklı, kadınlara başka şekillerde de daha fazla hak veriyorlar. Dorne’nin eşitlikçi bir toplum olmadığını söylemek… Ne münasebet?
Westerling’lerin Robb’a karşı komploya katılımları hakkında bir şeyler duydum. Sadece Tywin Lannister tarafından affedilmeleri değil, Jeyne’nin amcasına Castamere’in verildiği, Jeyne’nin annesinin Robb’a karşı komplo kuran Lannisterlar Boltonlar ve Freyler ile el ele tutuştukları oldukça açık. Her sabah Jeyne’nin hamile kalma şansı olmadığından emin olmak istediği için bir şeyler koyuyordu. Göreceğiz. Ama bence “Batılılar” hakkında genelleme yapmak bir hatadır, tıpkı “Lannisterlar” hakkında genelleme yapmak gibi. Aynı ailenin üyeleri çok farklı karakterlere, arzulara ve dünyaya bakış yollarına sahiptir … ve ailelerde de sırlar vardır.
Stannis ile anlaşmaya varmak “diz çökmüş” olarak kabul edilir mi? Evet.
Yabanıllar, Gece nöbeti’nden nefret ettikleri gibi kuzeyden de nefret ediyor mu? Hayır.
ACOK’taki Ser Aenys Frey’e göre, “Kale o kadar büyük ki onu elinde tutmak için bir ordu gerekiyor”. Yanılmış mıydı? Yanlış değil, belki de durumu abartıyoruz. Yine de, kale duvarları, gerçek dünya kuşatmalarındaki gerçek ortaçağ kalelerinden çok daha büyük bir garnizon gerektirecek kadar genişti.
BTW, sanırım ADWD (ve sonraki kitaplar?) İçin POV’ları değiştirme fikriniz çok ilginçti. Sanırım yeni eklemeleri değil AGOT’ta başlayan eski POV’ları kastediyorsunuz. Bu sadece bir kavramdı. Tam olarak ne demek istediğime karar veremedim.
Bu soru biraz kişisel. En sevdiğim teorimi çürüttüğü için soruyorum. Tywin, Edmure onu Red Fork’ta durdurduğunda gerçekten de Robb’un tuzağına yürüyor muydu? Onlara güveniyor muydu? Harrenhal son derece güçlü bir kaledir ve üç yüz kişilik bir garnizon ortaçağda oldukça büyüktür. Tywin, muhtemelen Roose Bolton’un kaleyi kuşatacağını düşündü. En az yarım yıl kaleyi elde tutabileceklerdi. Burada en büyük etken Hoat’ın değişen tarafıydı.
Bran’in AGOT’taki Arya ve Sansa ile ilgili görüsünü yazar okuyucunun yorumuna bıraktı.
Jack Vance, Robin Hobb, Guy Gavriel Kay Grrm’in beğendiği bazı kitapların yazarları. (Bakın belki (ç)alıntı yapmıştır. 😅)
Şahsen Robb Stark’ın kendi mezarını kazdığını düşünüyorum ve çok fazla gözyaşı dökmedim.- Eddard ile aynı şekilde- neden bu kadar sert olması gerekiyordu? Eğer başka türlü olsaydı, o adam o olmazdı. Tarih benzer hatalar yapan insanlarla doludur.
Kardeşim seriden pek haz etmiyor. İyilerin hep öldüğünü ve kötülerin kazandığını söylüyor. Ygritte’nin öldüğüne dikkat çekiyor. Ve Yaşlı Ayı (Jon Snow’un Mormont’un ölümü olmadan gece nöbetçilerinin Lordu olamayacağını söylediğimde kardeşim beni görmezden geliyor, lakin bu olmalıydı). Ve Soğan Şövalyesinin oğulları. Soğan Şövalyesinin hayatta kalan üç oğlu var.
Okuyucularınızın çoğu cesur gerçekçiliği ve bu seride her zaman her şeyin olabileceğini takdir ediyor mu? Bazıları… Bazıları bilmiyor… Beni okuyanlar… Onları eğlendirmek için başka kitaplar bulamayanlar…
Ek, Galbart Glover dul ve çocuksuz mu? Emin olmak için notlarıma bakmalıyım, ama Galbart’ın dul ve çocuksuz olduğuna inanıyorum. Bu durum devam ederken kardeşinin oğlunu varis olarak atamış olabilir.
Martin, tahtın Lannisterlara olan borçlarına dikkat çeken bir okuyucuya; Önemli olanın İnanç ve Demir Banka’ya olan borçlar olduğunu söyledi.
Okçular (veya atlı okçular), piyade ve süvari göreli bileşimi nedir? Piyade, süvarileri hatırı sayılır bir farkla geride bıraktı, ancak çoğunlukla feodal güçler ve köylü milisler hakkında konuşuyoruz, az disiplin ve daha az eğitimle. Her ne kadar bazı Lord’lar diğerlerinden daha iyisini yetiştirse de… Tywin Lannister’ın piyadeleri çok iyi ve disiplinliydi Lannisport’un Şehir Saati de iyi eğitilmişti … Oldtown ve King’s Landing’deki meslektaşlarından çok daha iyi.
Dany’nin Westeros’u fethetmek için planladığı işgal, askeri açıdan çok ilginç görünüyor. ASOIAF’ta tarihsel savaşlardan veya seferlerden sonra model savaşları, taktikleri veya seferleri mi değiştiriyorsunuz yoksa farklı savaşlardan / seferlerden fikirleri mi karıştırıyorsunuz?* Ben ilerlerken telafi ederim. Tarihten gelen gerçek savaşları karıştırın ve eşleştirin, ancak belirli bir miktar hayal gücü ve değişiklikler ekleyin
Hannibal, Sezar, Napolyon, Scipio Africanus veya Büyük İskender’in seferlerini incelediniz mi? Bir dereceye kadar, evet. Hiçbir şekilde kendime uzman demem, ama tüm biyografileri okudum, çok sayıda Osprey kitabım var ve Keegan ve Norman Dixon ve Fletcher Pratt’ı okudum.
Dany, daha fazla süvari ve okçu ekleyerek paralı askerlerinin ve Lekesizlerin ‘ordusunu’ güçlendirmeye devam edecek mi? Resmi olarak yayınlanan e-postalarınızdan birinde daha büyük bir asker grubunun ADWD’de görüneceğini okudum. Bu grup Dany ile mi ilgili? (Sanırım bu potansiyel bir spoiler sorusu, bu yüzden bu soruyu cevaplamak istemeyebileceğinizi anlıyorum.) Beklemeli ve görmelisin.
Rus hayranları grubumuz adına sizi selamlamak ve harika kitaplarınız için içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Ortaçağ tarihinin ve irfanın büyük bir hayranı olarak kişisel olarak da teşekkür ederim - Ortaçağ dünyasının bu kadar güzel ve canlı görüntüsünü edebiyatta görmek çok nadir bir şey. Tekrar teşekkürler:). Rica ederim. Nazik sözler için teşekkürler. Kitapları İngilizce mi Rusça mı okuyorsunuz? Her iki durumda da, onları sevdiğinize sevindim. Ama ayrıca size birkaç soru sormak istiyorum - elbette, çok fazla zamanınızı almaz ise… Bu soruların ilkini ve ana kısmını bir süredir tartışıyoruz lakin kendimiz net bir cevap veremedik. Kuzeydeki tarım meselesi. Şu ana kadar kitaplarda gördüğümüz kadarıyla, yazın bile kar Kuzey’deki toprakların çoğunu kaplıyor gibi görünüyor ve kesinlikle kışın hepsini kapsıyor, değil mi? Ben yaz aylarında kar “toprakların çoğunu kapsar” demezdim. Ara sıra yazın kar yağması yerine… Kuzey, yaz aylarında bile gerçekten ısınmaz, ancak her zaman buzlu değil ve sürekli kar da yağmaz. Kış, farklı bir masal.
Ama orada bir sürü insan yaşıyor. Ne yiyorlar? Çok fazla yiyecek saklanır. Füme, tuzlanmış, tahıl ambarlarında paketlenmiş vb. Kıyıdaki nüfusun yiyecekleri büyük ölçüde balıktır, iç kısımlarda bile nehirlerde ve Uzun Göl’de buz balıkçılığı vardır. Ve bazı büyük lordlar kendi kalelerinin yiyeceğini sağlamak için seraları denetlemeye ve korumaya çalışırlar … Winterfell’in “cam bahçeleri” gibi… Ama kısa cevap … eğer kış çok uzun sürerse, yemek biter … ve sonra insanlar güneye gider ya da aç kalır …
Karsız, tarıma elverişli alanlar var mı, yoksa “daha ​​büyük mevsimler” içinde önemli sıcaklık değişiklikleri var mı? Bir hasadı büyütmek için en az birkaç ay ılık sıcaklık (15-20 santigrat derece) gerekir. Kuzeyde mevcut mu? Ara sıra. Mevsimlerin rastgele doğası göz önüne alındığında güvenilebilecek bir şey değildir, ancak sahte ilkbaharlar ve uzun yazlar vardır. Üstadlar, ne zaman ekilecekleri, ne zaman hasat edileceği ve ne kadar yiyecek depolanacağı konusunda tavsiyelerde bulunmak için sıcaklığı yakından izlemeye çalışırlar.
Ve bir kış geldiğinde ne olur - beş, altı yıl uzunluğunda? Kıtlık olur. Kuzey acımasız.
Şüphesiz, sadece Güney’den tahıl ithalatı Kuzey’in ihtiyaçlarını karşılayamaz. Ve bu arada, kış aylarında Güney’de kar yağıyor mu? Evet, bazen, bazı yerlerde. Ay Dağları oldukça fazla kar alır, Vadi ve nehir arazileri batısı daha da az… King’s Landing’e nadiren kar yağar, Fırtına toprakları ve Menzil’e de nadiren, Oldtown ve Dorne’na neredeyse hiç kar yağmaz.
Dany’in köleleri kurtarmaya çalışmasını çok saçma, mantıksız ve boşa çaba olduğunu düşünen okuyucuya Martin; Dany’in küçük, deneyimsiz ve iyi niyetli olduğunu ve bu hamlelerin gelişiminde etkili olacağını söyledi.
Yüzsüz doğulur mu olunur mu? Yani; reflekslerin, dengenin, birini öldürme yeteneğinin üstünde yetenekli bir suikastçının beklediği fiziksel ve zihinsel niteliklere sahip olmaları gerekiyor mu? Gerekli becerilere sahip olan herkes Faceless Man olabilir mi, yoksa ailelerden çocuklara geçen bir miras mı? Kesinlikle miras değil.
Yüzsüzler ne zamandır varlığını sürdürüyor? Binlerce yıl… Braavos’un kendisinden daha uzun.
Rhaegar, Ser Barristan ve Sör Jorah Mormont tarafından melankolik, asil ve şerefli olarak tanımlanır. Bu adam bana, özellikle de Harrenhal’daki turnuva gibi halka açık bir etkinlikte, karısını aldatan türden bir adam gibi görünmüyor. Öyleyse neden güzellik kraliçesi olarak Lyanna’yı seçti? İyi soru.
Bu arada, umarım Jon Snow ASOIAF’ın Frodo’su değildir. Jon benim en sevdiğim karakter ve onun Frodo gibi olmasını istemezdim, hastalığından ve hastalığından dolayı yaralanmış… Jon, Frodo’dan daha uzundur.
submitted by Asusnur to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.22 00:04 fasa-fiso Uyan Türk Genci

Söyleyeceklerimi yine söylüyorum. Şu an adıma açılan soruşturmaları toplasam başka galaksiden bile vatandaşlık alırım ama gitmiyorum bu ülkeden. Çünkü bu ülke benim! Bu ülkeyi bize “ülke” yapan insanlar pek tabi Fransa’larda Almanya’larda çok güzel hayatlar yaşayabilirlerdi ama postalları çamur içindeyken bu ülkeyi sadece bizim için kurdular. İşte ben sadece onların postallarında çamur ile eş bir şerefe sahip olmak için gitmiyorum ve yine de susmuyorum. Siz de susmayın. Biz genciz ama daha önemlisi biz Türk gençleriyiz. Bu yolda yeşil gölgeli çamlar size gel dese de güneşe doğru gözleriniz kör olana, cildiniz bir daha gürlemeyecek kadar gerilene kadar yürümelisiniz. Biz başkayız dostlarım. Biz bir hayatta kalma mücadelesi içindeyiz ve bu ülkeyi Arap sevici bir grup badem bıyıklı PİÇ’e mi bırakacağız? Onlar bizim geleceğimizi almış olabilir ama şunu unutmayın ki bir gün ölürken keşke torunum için, çocuğum için bir şey yapsaydım, bir ses çıkarsaydım demeyi istemezsiniz. Gazeteci Hasan Tahsin bir kişiydi, çiftçi Kara Fatma bir kişiydi, Şahin bey bir kişiydi, sütçü İmam da bir kişiydi, Mustafa Kemal de bir kişiydi. Bir kişi demek bir devlet demektir. Her birimiz bir devletiz. Ve artık vurdumduymaz halinizi bir kenara bırakın, sokağa çıktığınızda size akıl vermek isteyenlere gerçekten insan gibi nasıl yaşanır dersi verin. Benimki sadece bir ihtimal, benimki bir tavsiye. Vergiyle yoğrulan fakat yine de bu eziyet altında düşünme yetisini kaybetmeyen her dosta tek tavsiyem, sözünüzü asla esirgemeyin. Doğru sözü söyleyince hapse gitmekten korkmayın, o hapisler size gün gelir saray olur. Kusura bakmayın vaktinizi aldıysam. İçimi dökmek istedim
submitted by fasa-fiso to KGBTR [link] [comments]